Merhaba, FenerTribun.Com Fenerbahçe Taraftar sitesine hoş geldin. Fener Tribun'de Fenerbahçe ile ilgili haberlere ulaşabilir ayrıca Fener Tribun'e kayıt olduktan sonra değerli fikirlerinizi CHAT bölümünde de paylaşabilirsiniz.

Size Ne Diyarbakır’dan

Gönderen furkan zengin

"Bize göre Diyarbakırspor küme düşürülmemeli ve Diyarbakırspor’da oynayan futbolcuların emekleri düşünülerek onların da bu futbol oyununun bir parçası olduğu unutulmamalıdır."

Bursaspor'un hükmen galibiyet kararı hakkında yaptığı açıklamadan bir bölüm. Metnin tamamı burada.

Hadi 3 puanı aldınız , hadi can tehlikeniz vardı vs. Yahu sizin hiç mi suçunuz yoktu bu olanlarda, orada 25 tane adamın kafasını gözünü yararken de bunu mu düşünüyordunuz. Ortada hiçbir şey yokken , nerdeyse ve maalesef memleket rutini haline gelmiş olan şehit vakasını bahane ederek, yaptığınız ırkçılığı kapatmaya çalıştınız. Durduk yerde Diyarbakır taraftarlarına karşı Ne Mutlu Türk'üm Diyene pankartı açtınız. Hani memlekette cidden düzgün bir savcı olsa alayınızı TCK 312'den içeri alır bu pankart yüzünden. Gerçi onlar da çok yoğun bu aralar, TSK fişlemekle uğraşıyorlar malum...Yani ortada aleni tahrik var onu geçtim rakip taraftara saldırı var, ortada dişe dokunur ceza yok. Sonra vah efendim Bursa'ya yapılanlar vahşetmiş. Sonra da lakabınıza uygun gözyaşlarınızla Diyarbakırlı oyuncuların emeklerinden bahsedersiniz. Bu bir vahşetse, bunu başlatan senin taraftarında sayın Yazıcı, çanakçınızda Levent Kızıl önderliğindeki TFF.

TFF için ne desek boş, yaptığınız her türlü eyyamla, siyasilerin kucağından inmeden aldığınız her kararla , Türk Futbol'unun bugün içinde olduğu kaosu yarattınız. Halen daha kendinizi 2016 masalıyla avutuyorsunuz. Bu zihniyetle 2016'yı alsanız ne olacak.Etiket yok.

Benzer Konular

Eyyam

Gönderen furkan zengin


Şu ülkedeki futbol ortamından nefret ettiğim, kadar hiçbir şeyden nefret etmiyorum. Döner bıçakları havada uçuşuyor, her deplasmanda mutlaka birileri taşlanıyor, trbünlerde birbirine giriyor millet. Ve bütün bunları önlemesi gereken kurumlar, her fırsatta eyyamcılık yaptıkları için çözüme ulaşılmıyor. Bursa'da ilk maçta olan olaylar aleni olarak ırkçılığa girer, onu geçtim atılan taşlardan vs. 23 kişi yaralanmışken Bursa'ya ceza verilmemesi komedi gibi. Ki biz de gittik bizim de kafamıza attılar o taşlardan, takım da seçmiyorlar hani ortada tekrar eden bir durum var. Ama federasyon uyuduğu için olaylar bu noktaya geldi, bu işi provoke etmeye hazır insanların ekmeğine yağ sürdüler. Diyarbakır tarafı da kameralara masum görünüp, kamera arkasında işler çeviriyor. Onlar da beter olsun şahsen umrumda değil bu saatten sonra.

Dönüyoruz hafta sonuna, nerden çıktığı belli olmayan bir kavga, tribünden aşağı düşen!!! bir adam . Neymiş münferit olaymış , küfür edilmiş kavga çıkmış arbede de düşmüş. Alttaki fotoğraf yetiyor herşeye , adam düşerken yanından koltuk geçiyor bir tane. Münferit bir koltuk bu anlaşılan, canı sıkılmış tesadüfen düşüyor adamı

n yanında aşağı. Hani adam düşünce ölmezse, belki koltukla ölür diye attılar herhalde. Yani neresinden tutulursa tutulsun münferit olmadığı çok açık bir olay. Tek isteğim eyyam yapılmaması. Nasıl İnönü'de büfe'de adam bıçaklanıp öldüğünde ceza verildiyse , nasıl olimpiyatta nerden geldiği belli bile olmayan kurşunla biri yaralandığı için ceza verildiyse buna da verilsin. Bu iki ceza da haklıydı çünkü. Şimdi federasyon kalkıp buna münferit derse, yarın öbür gün, aldığı alkolünde etkisiyle, o tenteden aşağı müferiden birilerini sallamaya çalışan biri çıkarsa ne yapacaksınız. Heee diyecekler ki Fener GS'den tırstı sahayı kapattırmaya çalışıyor. Hayır kardeşim tırstığımız falan yok, hatta lanet olsun ya diyorum, sırf küfür etti diye bir insanı ordan aşağı düşürecek kadar hırpalamanın mantığı nedir. Adam aşağı düşerken,dur bir de koltuk atayım da garanti olsun, gebersin diye düşünen zihniyet varken lanet olsun o ülkede oynanan futbola....Bir de otu boku 50 tane zoomla çeken yayıncı kuruluş bu görüntüleri nasıl kaçırıyor acaba anlamak mümkün değil. Şu akıl tutulması olayı GS camiasına özgü bir şey sanırım, onların yanına gidince herkese bir haller oluyor. 3-5 gazeteci fotoğraf çekmese olay bile çıkmayacak ortaya. Son olarak da, sevgili GS'liler
sizin maçın seyircili oynanması ya da oynanmaması umrumda değil. Benim derdim eyyam olmasın, nasıl Fener ve BJK olan olaylarda dolaylı yoldan da olsa sorumlulardı ve ceza aldılarsa , GS'de sorumludur ceza almalıdır. Hatta bizim maçı seyircili oynatsınlar sonra versinler cezayı razıyım ben. Yeterki eyyam yapılmasın artık...Etiket yok.

Benzer Konular

Diyarbakırspor Meselesi

Gönderen stereo cipolla


Bu haftaya da damgayı Diyarbakırspor vurdu, provakasyon kelimesi de artık inandırıcılığını kaybetti. Hafta sonunu yine kısa kısa toparlayacaktım ama konu fazla uzayınca ayrı bir başlık açayım dedim.

Ne olduğunu herkes biliyor, önemli olan bundan sonra ne olacağı. Herkesin ortak fikri Diyarbakırspor’un bir şekilde ligden düşürülmeyeceği ama aslında kurallar çok açık, çok net küme düşürülmeleri gerektiğini düşünüyorum. Ben Fenerbahçe maçından sonra Diyarbakırspor Kümeye başlığını atmıştım. Ben o başlığı atarken siyaseti bir kenara bırakmış ve futbolun bu işlere alet edilmemesi gerektiğini söylemiştim. Senelerdir aynı muhabbet, “Diyarbakırspor’un küme düşmesi art niyetlilerin işine gelir, bölge için kötü olur”. Bölge yıllardır düzelmemiş, futbol ile mi düzelecek? Bu mudur tek çare? Hep şikayet ettiğimiz şeyi, futbolun başka işler için kullanılmasını ben destekleyemiyorum. Futbol hangi niyetle olursa olsun başka amaçlar için kullanılmamalı, bir oyun olarak kalmalı. Bölgeyi toparlamak için elimizde tek çare olarak futbol kaldıysa zaten hiç şansımız kalmamış demektir.

Dün Vali konuşuyordu, maçın devam etmesi gerektiğini söyledi ve suçu hakeme attı. Belli ki o da direktifi almış, Diyarbakırspor’u ligde tutmanın peşinde. Kurallar belli ve çok açık, maçın tatil edilmesi de doğru karar. Maçın tatil edilmesi için illa birinin hakemi ya da futbolcuları darp etmesi gerekmiyor. Maç devam edip de 90 dakika sona erdiğinde 2.000 kişi futbolculara saldırsaydı ne olacaktı? Onun hesabını Vali değil hakem verecekti. Bu işleri geçsinler.

Belediye maçının kalan süresi oynatılacaksa aynı mantığın Bursaspor maçı için de işlemesi lazım. Bu da çok açma olur. Trabzonspor-Sivasspor maçında uzatma dakikalarında çıkan daha basit olaylar sebebiyle maç tatil edilmiş ve Trabzonspor hükmen mağlup edilmişti. Pek inanmıyorum ama olması gereken iki maç için de hükmen mağlubiyet kararı verilmesi ve Diyarbakırspor’un küme düşürülmesi. Bu olursa sonrasında işler yine karışacak çünkü talimatlar her şekilde yorumlanabilecek şekilde yazılmış. Mantıken olması gereken daha önce oynadığı maçların da 3-0 tescil edilmesi ama Fenerbahçe ve Beşiktaş avantaj sağlayabileceği için yine gürültü çıkacaktır. Aksi olursa da bu iki takım haklı olarak Ankaraspor örneğini ortaya koyacaktır.
.
Süper Lig’in haline bakıp da iç çekmemek mümkün değil. Ankaraspor ile başlayıp Diyarbakır ile devam eden futbol dışı olaylar ligin içine etti. Belki de 3 takımın küme düştüğü bir ligde iki takım Federasyon kararıyla küme düşürülmüş olacak. Sivasspor, Manisaspor ve Denizlispor üçlüsünden ikisi bu şekilde kümede kalacak. Ligdeki tüm takımlar kurulların kararı ile 12 puan almış olacak. Bu tablonun ortaya çıkmasına emeği olanların eline..
Etiketler: , , , , , , , , ,

Benzer Konular

Gençlerbirliği 0-0 Fenerbahçe

Gönderen stereo cipolla


Bu rezil maç hakkında ne yazılır bilemiyorum. Fenerbahçe için belki de sezonun en kritik maçıydı ama belli ki kimse bunun farkında değildi. Hem Antalyaspor galibiyeti sonrasında gelecek bir galibiyet takımı ayağa kaldıracaktı, hem de rakiplerin nispeten zayıf rakiplere oynadığı hafta kayıpsız geçilecekti. Gençlerbirliği özellikle ilk devre futbol oynamaya hiç niyetli değildi, beraberlik için sürekli kapandılar ama Fenerbahçe'nin yetersizliği ikinci devre onları biraz cesaretlendirdi. Bu bile maçın azıcık keyif vermesine yetmedi. Temposuz ve çok zevksiz bir 90 dakikayı neredeyse zorla izledim. İki iddiasız takımın maçı gibiydi. Özetlerde pozisyondan çok fauller ve kartlar gösterildi. Ankara’daki taraftara üzüldüm, uzatma dakikaları da dahil olmak üzere maç boyunca hiç susmadılar. Onlardaki inancın yarısı bile futbolcularda yoktu.

Fenerbahçe'nin maçın başında Deivid ve sonrasında da Bilica ile girdiği iki net pozisyon var, bir de ikinci yarıda Gökhan'ın direkten dönen kafa vuruşu. Gençlerbirliği'nin de birkaç şutu oldu, ben başka da bir şey hatırlamıyorum. Cumartesi akşamım boşa gitti diyebilirim, izlemesem de birşey kaybetmezmişim. Fenerbahçe'nin orta sahasında oynayan beş oyuncunun dördü kötü olunca topu ileri taşımak mümkün olmadı, ben Gökhan Ünal'ı maç boyunca çok az gördüm. Wederson, Deivid, Mehmet Topuz ve Cristian'ın bir katkı yapmadığı orta saha nasıl bir şeyler üretebilir ki? Üretemedi işte, temposuz paslaşmalar ve karşılıklı top kayıplarıyla 90 dakika geçti gitti. İş sadece Andre Santos'un yaratıcılığına ve Gökhan'ın temposuna kaldı ama oradan da bir şey çıkmadı. Bu arada Gökhan Gönül'ün yıldızlaştığı günden beri hala iyi orta yapmayı öğrenememiş olması da canımı sıkıyor. Avrupa'nın en iyi 2-3 sağ bekinden biri olabilecek potansiyeli var ama "ben oldum" diye düşünmeyi bırakıp kendini biraz geliştirmesi gerekiyor

Ben sezonun ilk devresinde Cristian'ı beğeniyordum, o yüzden bir süredir izlediğim kötü performansını kaldırabiliyorum. Ondan umudumu çok çabuk kesmem. Ama Wederson belli ki o 2007-2008 sezonunu bir daha yakalayamayacak, Deivid toparlanamayacak ve Bilica da sanırım hiçbir zaman büyük takım oyuncusu olamayacak. En çok üzüldüğüm şey ise Semih'in bitik hali, yürüyecek hali yok.

Bu kötü maçın hakemini konuşmanın ne kadar anlamı var bilmiyorum ama o da gerçekten rezil bir yönetim gösterdi. Wederson'a çıkmayan sarı kart geçen hafta Alex'e çıkan kırmızı kartı bir kez daha sorgulattı. Gökhan Gönül’e gösteremediği sarı kart, Emre'ye gösterdiği sabır, vermediği fauller, Gençlerbirliği'nden Aykut'un yaptığı insanlık dışı faule çıkmayan kırmızı kart, Gökhan Ünal'a yapılan müdaheleye çalınmayan penaltı ve daha birçok anlamsız kararı ile maça damga vurmamış olması iki takımın kötü futbolu sayesinde oldu. Bu arada aklıma geldi, kaleci Serdar ne kadar aptalmış ki son dakikada Gökhan Ünal'ı itiyor. Top oyunda, Gökhan biraz tiyatro yapsa belki de hakemi kandıracak ve penaltı olacak.

Bu takımın nereden nereye geldiğine inanmakta hala güçlük çekiyorum. Devre başında puan kaybederken bile taraftarını tatmin eden takım ile Cumartesi akşamı izlediğim takımın aynı olduğuna inanmak çok zor. Şampiyonluk inançlarını belli ki çoktan kaybetmişler, yapabileceklerine inanmıyorlar. Bizler şampiyonluğu kaybetmeyi kabul edemiyoruz ama sanki futbolcular şimdiden kabullenmişler. Bundan sonra umudum var mı? Normal şartlarda yok ama rakipler heveslendiriyor. Onlar da kötü, eminim yine hevesleneceğimiz bir hafta gelecek ama futbolcuların bu umutsuz hali devam ettiği sürece bizler de en fazla haftalık hevesler yaşayabileceğiz..
Etiketler:

Benzer Konular

Süper Lig’de Çarşamba

Gönderen stereo cipolla


Dün İstanbul’da iki erteleme maçı oynandı. İlk maçta Kasımpaşa deplasmanında gizli lider Bursaspor rahat kazandı. İzleyemedim ama Kasımpaşa sezonun en kötü futbolunu oynamış, komik de goller yemiş. Skor çok daha farklı olabilirmiş. Bursaspor da iyice havaya girdi, hatta bazılarına göre şu an şampiyonluğun en büyük adayı onlar. Gerçi Süper Lig’de şampiyon sürekli değişiyor. 1 ay önce fikstür avantajıyla beraber en büyük aday Fenerbahçe’ydi. Geçtiğimiz hafta Galatasaray şampiyonluğunu ilan etti. Dün akşama doğru Bursaspor fikstür avantajıyla şampiyonluğun en büyük adayı oldu, birkaç saat sonra ise yine fikstür avantajıyla Beşiktaş bir adım öne geçti. Önümüzdeki haftalarda Trabzonspor ve hatta Kayserispor’dan da şampiyonluk bekliyorum.

Beşiktaş da dün akşam çok zorlanmadan kazandı, eksik İBB rakibini zorlayamadı. İlk devreyi izleyemedim, sadece golü gördüm. Ofsayt ile alakası yok. İkinci devreye de biraz baktım, İBB tam baskı kurmaya başlarken Beşiktaş’ın ikinci golü geldi. Belediye 1-2 net pozisyon yakaladı ama Beşiktaş maçın sonunu çok da zorlanmadan getirdi. Bilet fiyatlarındaki indirimin yaradığı tribünler de keyifli bir gece geçirdi. Demirören protestoları da neredeyse tamamen bitti, zaten aksini bekleyenlerin sayısı da fazla değildi. Bu işler böyle, birkaç maç kazanınca sesler kesilir. Geriye düşünce aynı sesler tekrar stadı inletir ama o saatten sonra da bir işe yaramaz, komik gözükür.



Aslında ben bu yazıya Abdullah Avcı için başlamıştım ama maçlara da bir ufak değinmiş olduk. Abdullah Avcı’yı ne çok severim, ne de nefret ederim. Fenerbahçe’yi hep çok zorladı, puan aldığı takımların birçok taraftarı gibi ben de bize karşı farklı hazırlandığını düşünürüm. Zaman geçirmek için yere yatmak normal ama onlar bu işi biraz abartır, tribünden çok küfür yer. Beşiktaş taraftarları da zamanında aynı şeyi çok yaşadığı için dün bu konu üzerine çok gittiler. Abdullah Avcı saha dışında ise genelde terbiyeli ve düzgün bir görüntü sergiler. Belki Trabzonspor maçını biraz ayırmak gerekir ama genelde ne dediğini bilir, iyi konuşur ve aklı başında davranır. Aynı Abdullah Avcı dün maçın ikinci devresinde bir pozisyonda kameralara kötü yakalandı. Muhtemelen hakeme, ona değilse bile bir futbolcuya ana avrat küfür ediyordu. Ağız okuma uzmanı olmaya gerek yok, ne dediği çok net anlaşıyordu. Maçı izleyen herkes bunu görmüştür. O görüntü Abdullah Avcı’nın bugüne kadar sergilediği profile hiç yakışmadı.

Bu arada bir yakışık olmayan görüntü de İnönü Stadı protokol tribününün ikinci golden sonra coşkulu bir şekilde “Abdullah Avcı yere yatsana” tezahuratını yapmasıydı. Orası protokol tribünü, hareketlere biraz dikkat etmek gerekiyor.




Etiketler: , , ,

Benzer Konular

Hafta Sonu

Gönderen stereo cipolla

Hafta sonundan akılda kalanları yine kısa kısa bloga not edeceğim. Beşiktaş ve Galatasaray maç yapmadı ama boşalan gündemi Diyarbakırspor-Bursaspor maçı doldurdu. Oradan başlayalım.

* Diyarbakır’da çıkan olaylar hakkında yorum yaparsam işin içine mutlaka siyaset de girecek, o yüzden bu topa girmiyorum. Bir şeyler söyleyeceksem yetersiz güvenlik tedbirlerini söylerim, maçın o şartlar altında başlamasını eleştiririm. Tatil kararını çıkarmak için birinin bir yerine taş gelmesi gerekmiyordu. Hatta maçın bir gün öncesinde sadece Dedeman otelinde olanlardan sonra bile bu maç tarafsız bir sahaya alınabilirdi.

* Bursaspor televizyonunda yayınlanan görüntüleri yeni gördüm, gece 02.00’de arabalarıyla otelin önünden korna çalarak geçenler provakatör değil, oranın halkı. “Olay siyasidir, provakasyondur” diyerek işin içinden çıkmak da çok doğru değil, insanların o hale nasıl geldiğini düşünmek gerekir. İlk maçtan sonra basının sergilediği tavır üzerinde özellikle durmak gerekir.

* Neticede Allah korudu, çok daha büyük şeyler olabilirdi. Ölü bile çıkabilirdi. İlla ki Bursa’da Diyarbakır’lılar vardır, olay oralara da sıçrayabilirdi. Şükretmek lazım.

* Trabzonspor son dakikalarda bulduğu iki golle kazandı. Maçı izlemedim ama televizyon başına geldiğimde Trabzonspor atağı başlıyordu. O top da gol oldu. Tekrarda gördüm ki pozisyonun başında Gençlerbirliği lehine verilmeyen penaltı var, o top dönüp gol oluyor. Kasımpaşa da yine son dakikada gol yemiş ve evinde Kayserispor karşısında iki puan kaybetmiş. Yılmaz Vural’ın o haline hiç üzülmedim, ona olan sevgimi baya kaybetmişim.

* Ankaragücü yine berabere kaldı, en komiği ve bana en çok zevk veren şey de tribünde duyulan Hikmet Karaman sesleri oldu. Hikmet Karaman’ı sevdiğimden değil, Ankaragücü’nün bu yaşadıkları hoşuma gittiğinden keyif aldım. Yine de çok şanslılar, küme düşmeyecekler. Bir beraberlik de Manisa’dan çıktı, bu maçta da sahaya birçok yabancı madde atılmış ve oyun da zaman zaman durmuş. Maçın en üzücü olayı ise tabii ki genç Güray’ın ayağının 4 yerinden kırılması.

* Barcelona’nın Almeria deplasmanında 2 puan bırakmasıyla İspanya’da lider değişti. Barcelona 10 kişi kalmasına rağmen %73’lük bir topa sahip olma oranı yakaladı ama bir türlü gol gelmedi. Madrid’de Sevilla ilk 20 dakika biraz futbol oynadı ama daha sonra Real Madrid rakibini sahasından çıkarmadı. 2-2’den sonra tempoları düşmüştü, haliyle yorgunluk da başlamıştı ama biraz da hakemin itmesiyle son dakikada yine baskı kurdular ve 3. golü de buldular. Real Madrid şampiyon olmayı Barcelona’dan daha çok istiyor ama istemek Barcelona karşısında yeterli olacak mı göreceğiz.

* Bu sezon Arsenal’in şampiyonluğu istiyorum dedikten sonra üst üste puan kayıpları geldi. Nazar değmesin diye çok konuşmak istemedim ama onların da bir fikstür avantajı olduğunu söylemek lazım. Tek sorun var, hala çok sık sakatlık oluyor. Şampiyonlar Ligi mücadelesinin uzaması onları çok yıpratabilir. Porto karşısında Fabregas oynamayacakmış ama yine de turu atlayacaklarını düşünüyorum.

* Inter bu hafta da puan kaybetti. Roma-Milan maçının berabere bittiği haftada kazanmak çok önemliydi, Chelsea’yi elemeleri durumunda sonraki Şampiyonlar Ligi maçları öncesinde oyuncu dinlendirme şansları olacaktı. Olmadı, puan farkı 4’de kaldı. Takipçilerin az da olsa şampiyonluk umutları devam etti.
Etiketler: , , , , , , , ,

Benzer Konular

Kaos

Gönderen furkan zengin


Hafta sonu Diyarbakır'da yaşananlara kayıtsız kalmak olmaz. Yaşananların elle tutulur yanı yok. Ancak Diyarbakır halkına mal etmek ne kadar doğru bilmiyorum. Sorunlu bir bölge orası , yıllardır Diyarbakır üzerinden bu ülkeyi bölmeye çalışanların var olduğunu bilmeyen yok. Dün akşam TELEGOL programını izliyordum. Ahmet Çakar'ı çok beğenmem ancak dün çok güzel konuştu. Yayına bağlanan İbrahim Yazıcı'nı lafı sürekli dolandırması gerçekten çok komikti. Sayın Yazıcı eski siyasetçilerdendir, iyi biliyor bu işleri cidden. Çetin Sümer bu işi uzatmamak adına ben kulübüm adına Bursaspor camiasından özür diliyorum lafını bir çırpıda söyleyebilirken, aynı lafı Yazıcı'dan duyamadık. Yok ben seni aradım , yok yemek yedirdik size (bu lafa da kıl oldum , aç mı doyuruyosun be adam, karşında bir kulüp başkanı var yemek yediğinizi daha kibar söyleyemez misin). içi boş elli tane laf. Benim görüşüme göre bu olanların tek sorumlusu TFF'dir. O stada Diyarbakır taraftarları haricinde kimlerin gireceğini anlayamayan federasyon çuvallamıştır. Zamanında önlem alınsaydı bunların hiç biri olmazdı. İkinci olarak da sütten çıkmış ak kaşık gibi dolanan Bursaspor tarafına selam ediyorum. Ankaragücü'nden başka dost olduğunuz kulüp var mı acaba. Bu sene Fenerbahçe maçında, bizzat benim de olduğum tribünü taşlayan Diyarbakır taraftarıydı di mi. Gene aynı şekilde Kupa maçından sonra TRT kameramanına saldıran da içinize karışmış Fenerbahçelilerdi sanırım. He bir de geçtim taraftar otobüsünü , takım otobüsüne pusu kurup taş atanlardan Bursa içinde ikamet eden Galatasaray taraftarlarıydı sanırım. Olayların bu derece gerilmesinde Bursaspor taraftarının da yönetiminin de etkisi vardır. Ve tekrar dün akşama döneceğim, İbrahim Yazıcı saygı duyduğum bir başkandı ancak dün akşam gözümde sıfırlandı. Bursa'da kafası yarılan Diyarbakırspor'lu taraftarlar vardı , durup dururken olmadı herhalde bu , en azından bunu için bile özür dilerim deme kibarlığını gösteremedi. Korktu, alacağı tepkiden çünkü. ,

İşin Diyarbakır boyutu tam bir kaos cidden. Nasıl çözülür kim çözer bilmiyorum ama 30 senedir çözülemeyen bir şeyi , bir futbol maçına bağlamak sorumluluğu üzerinden atmak ancak bizim ülkemizdeki siyasilerin ve bürokratların yapabileceği türden bir iş zaten.Etiket yok.

Benzer Konular

Fenerbahçe 1-0 Antalyaspor

Gönderen stereo cipolla

Dün önemli olan tek şey vardı, 3 puan ve şükür ki o 3 puan da geldi. Futbolcuların psikolojileri bu günlerde güçlü değil, birçoğunun yanındaki arkadaşına pas atarken bile ayaklarının titrediğini hissediyorsunuz. 7 maç kazanamamış olmanın getirdiği stres altında hem de Saraçoğlu’nda oynamak hiç kolay değil. O yüzden bu maçın teknik detayına girmenin pek anlamı yok, söylenebilecek tek şey 3 puanın güzel olduğu. Zaten maçın sonlarında gördüğümüz ve bazılarını utandıran görüntülerin sebebi de bu stres ve baskıydı. Son dakikalarda yenen goller sebebiyle çok şey kaybeden futbolcular bu maçta da aynı dakikalarda gelecek bir golden çok korkuyorlardı. İş biraz çirkinliğe de döndü, kabul ediyorum ama açıkçası Ömer Çatkıç önderliğindeki Antalyaspor futbolcularının işlerine geldiğinde ne kadar sinir bozucu şekilde zaman geçirdiklerini düşününce “böylesi de iyi oldu” diyebiliyorum.

Maç keyifli bir orta saha mücadelesi ile başladı, güzel bir maç oluyordu ama etkisiz forvetler sebebiyle hücumda üretkenlik gelmiyordu. Antalyaspor da korkmadı ve kapanmadı, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durum onları da cesaretlendirmişti. Bu cesaretin bedelini de ilk maçta olduğu gibi yine ağır ödediler. Maçın temposunun düşmeye başladığı dakikalarda Saraçoğlu’nda Fenerbahçe’den bir kontra atak golü yediler. Bu gol gelmeseydi ikinci yarı Fenerbahçe adına çok zor geçebilir ve çok kötü sonuçlanabilirdi. İkinci devre çok zevksiz ve temposuz geçti. Emre’nin kaçırdığı gol, yine Emre’nin penaltı pozisyonu ve son dakikalarda yaşanan stres haricinde maçta hareketlendiğimiz an pek olmadı.

Olması gereken savunma dörtlüsünü sahada görmek insanı rahatlatıyor. Fenerbahçe uzun zaman sonra kalesinde gol görmedi ve neredeyse rakibe hiç pozisyon vermedi. Rakibe pozisyon vermediğiniz zaman bir şekilde golü buluyorsunuz, dün de böyle oldu. Hücumda Fenerbahçe üretemedi, ilk 20 dakika ara ara rakip savunmayı bunaltmasına rağmen net pozisyon bulamadı. Bunda Alex’in olmamasının da etkisi var. Onun yokluğunda sahaya çift forvet çıkan Fenerbahçe’nin rahat kazandığı maçlar oldu ama dün Semih de çok etkisiz kalınca üretkenlik sıfıra indi. Bence Güiza çok iyi ve faydalı oynadı ama Semih sezonun ilk devresindeki kadar kötüydü. Ne ayağında top tutabildi, ne de o bildiğimiz şekilde pas dağıtabildi.
.

Gol attığı için söylemiyorum, Andre Santos iyiydi. Sol kanattan iyi ekmek çıkardı, atakların çoğu o taraftan geldi. Cristian biraz toparlamış gibiydi ama yeterli değil, sezonun ilk devresinde çok daha faydalı oynuyordu. Uzun bir aradan sonra Deivid’i sahada görmek de güzeldi. Beli dönmüyor, çok da ağırlaşmış ama neticede ayaklarına hakim bir oyuncu ve bazen takımı rahatlatıyor. Düzenli olarak ilk 11’de oynamasa da sezonun kalan bölümünde iyi bir alternatif olacaktır. Emre iyiydi demek belki çok anlamlı değil, birkaç maçtır yükün büyük bir bölümü zaten onun omuzlarında ama beni rahatsız eden bir şey var. Bazen o kendini paraladığı presi yaparken yerini çok kaybediyor, arkası da boşalıyor. Sonuç alamadığı zaman rakip Fenerbahçe kalesine rahat gelme imkanı yakalıyor. Alex’in geçtiğimiz günlerde verdiği “Koşuyoruz ama dağınık bir biçimde konuşuyoruz” demeci belki biraz bunu da kapsıyor.

Bu üç puan çok önemliydi ama arkası gelmezse bir anlamı olmayacak. Bir ayda her şey tepetaklak oldu, tersine dönmesi de mümkün.

Etiketler:

Benzer Konular

İBB 2-1 Fenerbahçe

Gönderen stereo cipolla


Uzun uzun yorum yapamayacağım, gerçekten artık çok yoruldum. Gün "Ben demiştim"cilerin günü zaten, onlar gerekenleri söyler.

Ben bu çöküşe inanmakta güçlük çekiyorum. Nereden nereye diye düşündükçe, takım üzerindeki laneti, cımbızla aynı mevkilerin adamlarının sakatlanmasını hatırladıkça sıkılıp daralıyorum. Kısa bir süre önce kaçıncı haftaya kadar arka tarafla kaç puan fark olabileceği konuşulurken, Galatasaray'lılar bile Fenerbahçe'yi şanslı görürken bugün fiş çekiliyor..

Vasat futbol, rezil bir hakem, kendi futbolcusunu yuhalayan taraftar, dağılan bir teknik direktör ve komik açıklamalar yapan yönetici.. Her açıdan kabus bir gün.. İyi oynarken kazanamayan takımın kötü oynadığı bir maçı kazanması pek mümkün değildi.. Çıkarken kaybedilen 2 top gol oldu, rakip takımın başka da pozisyonu yok..

Bursaspor maçından sonra "zaman ayağa kalkıp dik durma zamanıdır" demiştim ama duramadık. Bu saatten sonra da ayağa nasıl kalkılacak bilemiyorum. Bu takım 100. yılda çok daha zor günleri aşmış, çöktü denirken ayağa kalkmıştı ama o camia ile, o taraftar ile, o futbolcular ile yani kısacası o Fenerbahçe ile bugünün Fenerbahçe'si arasında çok fark var..

Ben fişi çekmem ama sanırım bir süreliğine Fenerbahçe üzerine fazla düşünmemek, tartışmamak ve biraz sessiz kalmak en iyisi olacak.
Etiketler:

Benzer Konular

Fenerbahçe 2-3 Bursaspor

Gönderen stereo cipolla

İlk devre 8'de 8 yaparken oynadığı futbolun çok daha ötesinde oynayan Fenerbahçe üst üste 3. maçında 7. puanını kaybederken 5. resmi maçını da kazanamamış oldu. Gerçekten çok yazık. Puan kaybı bekliyordum ama bu şekilde değil. Bursaspor'un maça çok konsantre çıkacağını ve Fenerbahçe'den daha iyi oynayarak puan alma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyordum. Tam olarak böyle olmadı. Her iki devrenin ilk 20-25 dakikasında Fenerbahçe'nin oynadığı futbolu izlemek çok keyifliydi ama iyi oynarken gol bulamayan, farkı 2-3 yapamayan takımın oyundan biraz düştüğünde gol yemesi de herhalde kimseyi şaşırtmamıştır. Yine de üzülmemek elde değil. Gayet iyi futbol oynayan, basan, üreten ve pozisyonlar bulan takım göz göre göre bireysel hatalarla maç kaybediyor. Bu çok dramatik bir mağlubiyet oldu, ben çok üzüldüm.

Fenerbahçe maça çok iyi başladı, sürekli öne oynuyor ve sahanın her yerinde rakibe baskı yapıyordu. Alex de sezonun 2. devresinde hiç olmadığı kadar iyi oynuyordu. Bu dönemde fark artabilirdi ama olmadı. Maçın en iyilerinden Gökhan'ın çıkarken kaptırdığı bir top dönüp gol oldu. Televizyondan henüz görmedim ama bana tribünden Volkan'ın çıkıp alabileceği bir top gibi geldi. Zaten Volkan ilk devre gösterdiği performansın yarısını bile gösteremiyor, Bursaspor'un direkten dönen topunu da içeri o çeldi. İlk devre oynadığı futbolun çok uzağında olan bir diğer isim de Cristian, bugün o da dibe vurdu. Hiç konsantre değil ve çok top kaybı yapmaya başladı. 3. golde topu havaya dikerken ne yapmaya çalıştığını anlamadım. Bilica da artık iyice bezdirdi, yanında Lugano da olmayınca hiç çekilmiyor. Ceza sahası içinde topa o şekilde hangi mantıkla girdiğini anlamadım. Maç boyunca Turgay'dan bir tane kafa topu alamadı.

Bir de tabii ki Güiza konusu var. Lille maçından sonra Kadıköy'de sahaya çıkmaması gerektiğini yazmıştım, böyle olacağı çok belliydi. Daum'un onu 11'de sahaya çıkarması da hata, onu oyundan alması da. Psikolojisi dibe vurmuş bir adamı bitirmek için daha iyisi yapılamazdı. Güiza bugün sadece bir pozisyondan yararlanamadı o kadar ve aslında hiç de fena oynamıyordu. O çıkıp yerine Semih girdikten sonra Fenerbahçe'nin hücum gücü düştü, hem pozisyon bulamamaya başladı, hem de Güiza'nın orta sahaya verdiği destekten yoksun kaldı. Bursaspor da biraz öne çıkabilmeye başladı. Batalla yerine Iglesias oyuna girdi, iki uzun forvete biraz da top şişirilmeye başlandı ve bu toplar da hep Bursaspor'da kaldı. İlla ki Güiza kenara gelecekse de Semih'den önce oyuna girmesi gereken isim Gökhan Ünal'dı. Rakip üzerine gelirken Semih tercihinin hiçbir anlamı yoktu. Allah'ın sopası yok, bu değişiklikten sonra da skor 2-3 oldu.


Güiza'nın yuhalanması ve yedek kulübesinde ağlaması ise sadece Fenerbahçe'nin değil Türkiye'nin bir gerçeği. Neyin değişeceğini düşünüyorlar gerçekten çok merak ediyorum. Fenerbahçe taraftarından, yani daha doğrusu Alex'i bile yuhalayabilen, Tuncay'a bile küfür edebilen, Ümit Özat, Deniz ve Selçuk gibilerini o stadda top oynamaktan nefret eder hale getirebilen ve Kezman'dan sonra Güiza'yı da ağlatmayı başaran Fenerbahçe taraftarından yine nefret ettim. Ben artık stadda yerimde bile oturamıyorum, bu adamlara katlanamadığım için tribünün en üst katına çıkıp oradan sessiz sakin maç izliyorum. Bu adamlar yüzünden maça gitmekten, tribünde olmaktan tiksinir oldum. Bir futbolcuyu saha içinde ağlatmayı başardılar, kıçlarına kına yaksınlar. Ama tekrar etmek istiyorum, bu tablonun sorumlusu kesinlikle Daum'dur. Bunun yaşanacağını bilecek kadar bu ülkede zaman geçirdi, en tecrübeli oyuncunun bile elini ayağını titreten o arenanın ortasına bu Güiza'yı atmak ve sonra da oyundan almak tam bir saçmalık, büyük acımasızlık.

Bursaspor'un çok iyi oynadığını düşünmüyorum, hatta bence 3-0 kaybettikleri kupa maçında bile daha iyilerdi ama ne olursa olsun iki fark geriden gelip Kadıköy'de maç kazanmak çok büyük bir başarıdır. Her ne kadar Ertuğrul Sağlam son haftalarda sergilediği görüntüyle beni kendinden soğutsa da Bursaspor'u yine de ilgiyle izlemeye devam edeceğim.

Futbol çok acaip bir oyun. 3 hafta önce camiada çok olumlu bir hava vardı, yarın ise neler yazılabileceğini, en mantıklı insanların bile hangi felaket senaryolarına imza atabileceğini tahmin edebiliyorum. Her şey bir anda tersinde döndü ve işin garibi 3 maçta 2 puandan daha fazlasını hak edecek bir futbol sergilenmesine rağmen böyle oldu. Bu yetmezmiş gibi sakatların sayısı da arttı. Galatasaray'ın eksikleri zamanında çok konuşuldu, şu an Fenerbahçe'de Lugano, Mehmet, Özer, Uğur ve hatta Deivid sakat. Futbolun acaipliğine şu an küfür ediyorum ama bunun şans olacağı zaman da gelecek. Fenerbahçe 6 gün içinde oynanacağı iki maçı da kazanırsa camia bir anda kendine gelir. Aslında burada iş Fenerbahçe taraftarına da düşüyor ama ne yazık ki bu akşamdan sonra pek umutlu değilim. Galatasaray taraftarının en ufak olumlu şeyi bile göklere çıkarmasıyla, Polyanna'cılık oynamasıyla yeri geldiğinde dalga geçiliyor ama o kadar abartılı olmasa da bazen bardağın dolu tarafını görmek, hatta hiç olumlu bir şey olmadığında bile zorla olumlu bir şey bulmak belki de böyle kırılgan camialar için daha faydalıdır.

Elinden geleni yapan ve bu maçta da ortaya iyi işler koyan bu takıma bir tekme de kendi camiasından gelmesin. Zaman ayağa kalkıp dik durma zamanıdır.
Etiketler: , ,

Benzer Konular