Merhaba, FenerTribun.Com Fenerbahçe Taraftar sitesine hoş geldin. Fener Tribun'de Fenerbahçe ile ilgili haberlere ulaşabilir ayrıca Fener Tribun'e kayıt olduktan sonra değerli fikirlerinizi CHAT bölümünde de paylaşabilirsiniz.

Beckham’a Dünya Kupası Hayal

Gönderen Di Massimo Talento

Beckham'ın seveni çok olduğu kadar sevmeyeni de çok. Sevmeyenler onun futbol dışı yaptığı işleri ile eleştiriyorlar. Açıkçası futbolundan çok başka özellikleri konuşulan adamlardan ben de haz etmem. Fakat Beckham'ı farklı yere koyarım. Beckham'ın tarifi zor muhteşem sağ ayağı dışında, sahada gösterdiği performansı, kazanma azmini ve agresifliğini de severim. Futbolundan daha çok özel hayatı hakkında konuşulmasının tavan yaptığı günleri olan Real Madrid'de, önlü arkalı oynadığı Cicinho'nun olur olmadık zamanlarda yaptığı ileri çıkışlarından doğan açıklarını kapatmaya çalışması nazarımda daha fazla saygıyı hak etmiştir.

Beckham'ın hep 2 ayrı kişiliği olduğunu düşünmüşümdür. Birincisi futbola aşık olduğu kişiliği, ikincisi karısına aşık olduğu kişiliği. Her zaman Amerika'ya zorunluluktan gitti gibi geliyor bana. Beckham ununu eleyip eleğini asmış bir oyuncu değildi. Onun hala büyük kavga içinde futbol oynaması gerekiyordu. Amerika'da ki futbol cebini fazlasıyla dolduruyordu ama ya kalbini? Geri döndü Avrupa'ya. Yarım sezon da olsa oynayıp kendini ispat etmek istiyordu. Milli takımdaki yerini kaybetmemek adına daha az para kazanarak Milan'a geldi. Sezon bitince tekrar Amerika'ya gitti ama O'nun asıl yeri Avrupa futbolu ve 2010 Dünya Kupasında yer almak istediği İngiltere Milli takımıydı. Belki de Amerika'da O'na güvenenleri kırdı. Milan'a geri dönmek istediği için taraftarlardan küfür yedi ama O, Capello'nun milli takımında yer almak istiyordu.

Dünya Kupasına 3 ay kala Chievo maçında Beckham sakatlandı. Sezonu kapattığı ve 3 ay oynayamayacağı söyleniyor. Futbolda dün yok, bugün var. Capello defalarca kez Beckham'a bunu hissettirdi. Becham'ın tüm isteğine, arzusuna, açlığına, fedekarlığına rağmen artık Dünya Kupası O'na HD Tv karşısında içilecek biradan ibaret.
Etiketler:

Benzer Konular

Medeniyet ?

Gönderen steven_stiffler













Etiket yok.

Benzer Konular

HIDDINK’İN BABASI SAVAŞ KAHRAMANIYMIŞ

Gönderen pennearabiata

Yazı geçen yıl 15 Şubat'tan. Hazır Hiddink milli takımla bugün resmi sözleşmeye imza atmışken bir kez daha yayınlamakta fayda var diye düşündüm.

-------------------------------------------------------------------------------------

Bir dönem Fenerbahçe teknik direktörlüğü de yapan Hiddink'in Chelsea'nin başına getirilmesi Hiddink hakkında birçok makalenin gazete sayfalarında yer almasına yol açtı. Bunlar arasında en iyilerden biri The Times'tan Owen Slot'a ait. Slot'un makalesinin özeti aşağıda, okumanızda fayda görüyorum.


Hiddink’in Chelsea’nin teknik direktörlüğüne getirilmesi, Hiddink’in doğduğu yer olan Hollanda’nın doğusundaki 6 bin nüfuslu Varsseveld kentinde de heyecan yaşanmasına neden oldu. Heyecanın odağında ise halen hayatını huzurevinde sürdüren 92 yaşındaki Gerhardus Hiddink yer alıyor. Hiçbir maça gidemeyecek olsa da Chelsea’nin galibiyetleriyle heyecanlanacak bu kişi, Guus Hiddink’in babası.


Gerhardus –kısa adıyla Gert- özellikle altı oğlundan üçüncüsünün başarılarıyla Versseveld kentinde tanınan bir isim. Gert, ayrıca kentteki bir ilkokulun uzun yıllar müdürlüğünü yaptığı gibi, bir zamanlar “Varsseveld’in Stanley Matthews’u” olarak anılmasına neden olan uzun bir futbolculuk kariyerine de sahip. İngiltere’nin efsane oyuncusu Stanley Matthews ile Gert Hiddink’in benzerliği ise 1940’lı yıllardan başlayarak 45 yaşına kadar kentin SC Varsseveld futbol takımında futbol oynamasından kaynaklanıyor. Gert, kentin takımı 1949’da amatör ligde şampiyon olduğu dönemde de takımın oyuncusu olarak görev yapıyormuş. 75 yaşına kadar hakemlik de yapan Gert’in bilinmeyen yönü ise onun İkinci Dünya Savaşı’ndaki kahramanlıkları ile ilgili.


İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bir yıl sonra, yani Guus’un doğduğu yıl, Gert Hiddink Müttefiklerin Avrupa’daki Komutanı General Eisenhower tarafından yararlılıkları nedeniyle onurlandırılmış. Baba Hiddink’e verilen övünç belgesinde Müttefik ülke askerlerinin savaş döneminde kurtarılmasından ötürü ABD’nin övgüleri iletilmiş. Hiddink Ailesi’nin en küçük oğlu Rene, babasının yararlılıklarını şöyle anlatıyor: “Savaş döneminde yaptığı kahramanlıklarla bizleri son derece gururlandırdı. Babam, uçakları düşen İngiliz ve Amerikalı pilotları kullandığı bisikletiyle kurtaran, onları emniyetli bölgelere götürüp daha sonra ülkeden kaçmasını sağlayan biri.”


Savaş döneminde, Almanya sınırına sadece 10 kilometre mesafedeki Varsseveld’de yiyecek kuponlarının dağıtımını üstlenen Gert Hiddink, o dönemde bölgede yaşayan Yahudilere de gıda kuponu sağlamış. Ayrıca savaşın bir döneminde kendi evinde üç Yahudi’yi de barındırmış.

Etiketler: ,

Benzer Konular

Feci sakatlıklar #3

Gönderen sportbence


Kieron Dyer


Francesco Totti


Jacob Olesen, 2006


Djibril Cisse – France vs China, 2006 Etiketler: ,

Benzer Konular

Battle of Berne

Gönderen Di Massimo Talento


27 Haziran 1954 günü Brezilya ve Macaristan karşılaşıyordu. O dönem Macaristan dünyanın en iyi ve en şöhretli takımı kabul ediliyordu. 1950 Dünya Kupasında Brezilya, 200 bin taraftarı önünde kendi evinde finalde kaybettiği için giydiği beyaz formayı uğursuz ilan etmiş ve bu turnuvaya günümüzde kullanılan yeşil yakalı sarı forma ile katılmıştı. Grup maçlarında Brezilya, Meksika'yı 5-0 yenmiş, Yugoslavya ile 1-1 breabere kalmıştı. Macaristan ise Kore Cumhuriyetini 9-0, Almanya'yı ise 8-3 mağlup etti (Bu grupta Türkiye'de bulunuyordu fakat seri başı takımlar birbirleriyle oynamıyor, diğer iki takımla oynuyordu. Türkiye ve Macaristan seri başıydı bu grupta). Macaristan'ın en iyi oyuncusu Ferenc Puskas sakat olduğu için bu maçı tribünde izlemek zorundaydı.

Maç Macaristan atakları başlamış ve savaşın ilk tohumları da Macarları durdurmak isteyen Brezilya tarafından atılmaya başlanmıştı. Bakın Milliyet gazetesi ilk hadiseyi nasıl aktarıyor; ''Bir müddet sonra sahanın ortasındaki bir karışmada Hidegkuti şortunun yarısının yerinde olmadığını görmüştür. Fakat içine sağlamca bir don giymiş olduğundan oyuna devam edebilmiştir''. Dakikalar 4'ü gösterdiğinde Hidegkuti Brezilya ağlarını havalandırmayı başarıyordu. Baskısını arttıran Macaristan, Kocsis ile 2. golü de 7.dk da bulmuştu. Ne var ki Brezilyalılar bu golün ofsayt olduğunu iddia ediyorlardı. Sonraki dakikalar Brezilya'nın baskısıyla geçerken 18.dk da Brezilya bir penaltı kazanmıştı ve buna da Macarlar itiraz ediyordu. Penaltıyı Djalma Santos atmış ve ardından saha karışmıştı. İngiliz hakem Ellis 2 takımı birbirinden ayırdıktan sonra maça devam edildi ve ilk yarı 2-1 Macaristan üstünlüğü ile kapandı.

İkinci yarı da ilk yarı gibi sert başlamış ve artık top ile alakası olmayan tekmeler, yumruklar havada uçuşmaya başlamıştı. 60. dakikada Bauer, Kocsis'i ceza sahasında düşürmüş ve Macarlar bir penaltı kazanmıştı. Karar sonrası ortalık yine karışırken Lantos penaltıyı gole çevirmiş ve Macarlar 3-1 öne geçmişlerdi. 5 dk sonra Brezilya Julinho'nun güzel golü ile durumu 3-2 ye getirmişti. hakem ipin ucunu iyice kaçırırken saha içindeki şiddet artan dozuyla devam ediyordu. 70.dk da Bozsik ve Nilton Santos arasında çıkan kavgada hakem 2 oynucuyu da kırmızı kartla oyun dışına gönderek (soldaki resim) çok geç verdiği kararı uygulamış oluyordu. 79. dakikada da Tozzi'yi oyundan atarak Brezilya'yı 9 kişi bırakıyordu. 88. dakikada Kocsis bir gol daha atarak skoru 4-2 ye getiriyor ve bu olaylı maçı Macaristan kazanıyordu.

Maçın bitiş düdüğüyle birlikte olaylar durulmamış, aksine daha da şiddetlenmişti. Tribünde bulunan Puskas, Brezilyalı Bauer'in suratına bir şişe fırlatarak yaralanmasına sebep olmuş. Saha içindeki polisler tribünleri zaptetmeye çalışırken, soyunma odasında da oluşturulan polis kordonuna rağmen kavga devam etmiş ve gazoz şişeleri, kramponlar havada uçuşmutur. Kavgaya her iki ulusun idarecileri de katılmış ve bir Macar yöneticinin kafasına 4 dikiş atılmış. Ayrıca bir Macar futbolcu da bilincini yitirmiş. Ertesi gün Brezilya delegasyonu hakemi FİFA'ya şikayet etmiş ve ''Hristiyan batı uygarlığına karşı, uluslararası komünizme hizmet etmekle'' suçlamış.

Savaş efsaneleri bitmedi. Sırada bu serinin 3. olan ve 1962 Dünya Kupasında karşılaşan Şili-İtalya maçını konu alan Battle of Santiago var.
Etiketler: ,

Benzer Konular

ERCAN TANER İLE NOSTALJİ

Gönderen pennearabiata

Etiketler:

Benzer Konular

Becks Over!

Gönderen mulenovic




















Dün akşam şanssız olduğu belliydi.Chievo'nun 'Çanakkale geçilmez'i oynadığı dakikalarda Beckham bile tekmeye kafa sokar hale gelmişti.Pinzi'nin müdahalesi ile sağ gözünün altı açılmış ve aldığı darbenin etkisiyle şişmişti.Tedavisinin ardından oyuna dönen Beckham Milan adına etkili oynayan isimlerden biriydi işin aslı.La Galaxy'den 2.kez kiralık olarak geldiği dönemde amacı yazın Güney Afrika'da yapılacak Dünya Kupası finallerinde İngiltere milli takımı forması ile belki de kariyerinde son kez yer almaktı.Geldiğinden beri gösterdiği performans da açıkçası bu hedefine yakın olduğunu gösteriyordu.

Ama malesef herşey hayal edildiği gibi gelişmiyor.Beckham gibi bir yıldız da sonuçta insan ve ister kader deyin ister şanssızlık nerede ne zaman neyle karşılaşacığınızı bilmeniz mümkün değil.

Maçın son anlarında Milan Chievo yarı sahasına tamamen yerleşmiş golü arıyorken Beckham topu önüne aldığı,kafasını kaldırıp pas verceği bir arkadaşını aradığı sırada dengesini kaybeder gibi oldu ve sonrasında seke seke kenara yöneldi.Sol ayak bileğinin aşil tendonu kopmuştu.Uzunca süre kenarda acı içinde kıvranan ve gözyaşlarına hakim olamayan Beckham'ı soyunma odasında Milan'ın asbaşkanı Galliani 'seneye de eğer isterse Milan'da forma giyebileceğini' söyleyerek teselli ederken İngiltere milli takımı teknik direktörü Capello'da Beckham'ın uğrunda gerçekten büyük emek verdiği finalleri kaçırmasının kendisi açısından büyük kayıp olduğunu ve duruma olan üzüntüsünü ifade etmiş.

Beckham'ın bugün akşam saatlerinde ameliyat için gideceği Finlandiya'da olması bekleniyor ve bu ameliyat da 24saatten az bir süre içinde gerçekleşecek.Kendisini ameliyat edecek olan cerrah,Beckham'ın aşil tendonunun yırtılmış olduğunu eğer belirgin bir zayıflık görülürse baldırından alınacak dokunun yırtık bölgeye naklinin planlandığını söylemiş.Hafif antrenmanlara 3 aydan önce başlayamayacağını tam gücüyle egzersizler yapmasının da 4 ayı bulacağını eklemiş.Aşil tendonu kopmaları futbolda çok ciddi sakatlıklar.Tedavisi cerrahın da dediği gibi var ancak sonrasında toparlanma sürecini atlatamayıp futbolu bırakmak zorunda kalanlar da var.

Futbola olan bağlılığını 50 yaşına kadar futbol oynama hayalinin olduğunu,bir gün profesyone futbola veda etse bile futbol topuna vurmadan yaşayamayacağı sözleriyle ifade eden Beckham %99 ihtimalle finalleri kaçıracak ancak dilerim daha da kötüsü olmaz ve Beckham'ın kariyeri sahadan son kez sedye ile ayrıldığı bu anlar ile sonlanmaz.


Etiket yok.

Benzer Konular

O Top Girecek

Gönderen Di Massimo Talento


Fotoğraf Asya Şampiyonlar Liginde karşılaşan Japonya ekibi Kawasaki Frontale ile Çin ekibi Guoan maçından. Korner atışı sırasında ceza sahasını hallaç pamuğuna çevirmiş japonlar. Maçı etkili kontra ataklarıyla Guoan 3-1 kazandı. Bu arada, pozisyon gol. Etiketler: ,

Benzer Konular

DELİKANLI BECKHAM

Gönderen pennearabiata

Mahallemizin şık ağabeyleri vardı. Yakışıklıydılar, ne giyseler yakışırdı. Cici gömlekleri, kravatları, ceketleri ve ayakkabılarıyla iş dönüşü, bizler sokak arasında top peşinde koştururken görürdük onları. Ciddi adamlardı ama meşin yuvarlağı gördüklerinde hemen değişirlerdi. Üzerlerindeki ceketi çıkarıp, kravatlarını gömleğinin arasına sokarak bize katılır, makosenleriyle top peşinde koştururlardı asfaltın üzerinde. Severlerdi bu güzel oyunu. Bir anda bizim gibi olurlardı. Yeri gelir arabanın altına kaçan topumuzu yerde sürünerek çıkarır, yeri gelir yokuştan aşağı kaçan topun peşinde tabana kuvvet koşarlardı. Hayretler içinde onları izler, büyüyünce onlar gibi olmak isterdik. İşte David Beckham'ı da onlara benzetiyorum. Son dönemde eşinin de etkisiyle futboldan öte moda dünyasının önemli ikonlarından biri gibi gözükse de yakışıklı Beckham, Posh'un henüz içindeki futbol aşkını törpüleyemediğini gösteriyor bizlere. Delikanlı gibi çıkıp topunu oynuyor. Yeri gelince rakibinin boğazına yapışıp futbolunun savaşını veriyor. Yeri gelince de arabanın altına kaçan topu çıkarmak için yerde sürünüyor, yokuştan aşağı kaçan topun peşinden koşup bizi hayran bırakıyor kendisine. Saha dışındaki tavırlarıyla hanım evladı imajı çizse de saha içinde tekmeye kafa sokmasını da biliyor Beckham. Bakmayın o seksi pozlarıma herşeyden önce bir futbol emekçisiyim diyor bizlere. Beckham ceketini, kravatını Milan'ın ardından İngiltere milli takımı için de çıkarmak istiyor-du. En büyük amacı 2010 Dünya Kupası'nda oynamak-tı. Böylece 4 Dünya Kupası'nda da İngiltere milli takımının formasını giyecek-ti. 115 kez o formayı terleten Beckham belki de 125 kez oynayan Shilton'ın rekorunu kıracak-tı. Geçmiş zaman eklerini ayrı yazıyorum çünkü dün Chievo maçında aşil tendonundan sakatlanıp 5 ile 7 ay arasında sahalardan uzak kalacağı açıklanan ve dolayısıyla Dünya Kupası'nı da kaçıracak olan Beckham'dan nedense ümitliyim. Ama yapılan açıklamalara bakılırsa kariyeri bile sona ermiş olabilir. Finlandiya'da bu sakatlıklar konusunda oldukça uzman bir doktor tarafından ameliyat edilecek. Sonrasında tedaviye vereceği cevap tabii ki çok önemli. Baktı olmuyor, yetişemiyor, kendisini Maldini'yi, Costacurta'yı 41 yaşına kadar oynatan Milan'ın sağlık direktörü Jean-Pierre Meersseman'ın ellerine bırakacak. Bundan 4 ay önce Beckham'ın fiziksel yapısından övgüyle söz edip, "Kendine iyi bakarsa 40 yaşına kadar rahatça oynayabilir." demişti. 35 yaşında olduğunu düşünürsek Güney Afrika olmasa bile neden Brezilya'da oynayıp futbola veda etmesin?!

Etiket yok.

Benzer Konular

Kulübeden Çıkmayan Bir Dahi

Gönderen scugnizzi

Fenerbahçelilerin geneli onun hakkında ne düşünüyor bilemiyorum ama ben Daum'u severim, gayet de iyi bir hoca olduğunu düşünürüm. Bu sezon 3. olsak bile "tanıdığım" Daum'un takımın başında kalmasını isterim çok ekstra bir adam göreve getirilmediği sürece. Fakat bu sene sanki Daum gitmiş, yerine ikizi veya tıpatıp bir benzeri gelmiş bazı filmlerde olduğu gibi. Bunlar geçmiş yıllardan manşetler;








Daum eskiden eserdi, gürlerdi, kulübeye girmezdi. Şimdi ise kulübeden çıkmıyor. Gol olunca yüz ifadesinde değişiklik olmuyor, gol yesen yine aynı. Ben o "psikopat ruhlu", deli-dahi karışımı Daum'u geri istiyorum. Gerektiğinde 4-1-5 oynatan Daum'u istiyorum, son dakikalarda Selçuk'u ve Deniz'i sokan değil. 34 maçta 90 gol atan takımın hocasını istiyorum, 1-0'a yatmak isteyen değil.

Bir rahatsızlığı varsa söylesinler bilelim. Daum'un kulübeden çıkmamasına feci kafayı takmış durumdayım. Eski Daum'u özlüyorum... Etiketler:

Benzer Konular