Merhaba, FenerTribun.Com Fenerbahçe Taraftar sitesine hoş geldin. Fener Tribun'de Fenerbahçe ile ilgili haberlere ulaşabilir ayrıca Fener Tribun'e kayıt olduktan sonra değerli fikirlerinizi CHAT bölümünde de paylaşabilirsiniz.

Arjantin’den Bana Doğum Günü Hediyesi

Gönderen Arzu Bıçakçı


Şu görüntü için can verilir vallahi, ne yalan söyleyeyim. Çok seviyorum şu Messi'yi. Hakikatten uzun zamandır görmediğim abim, mutlu olduğunu bilmek için can attığım biricik dostum, üzülmesine dayanamayacağım kardeşim gibi seviyorum. Abartmış gibi gözükebilirim ama bu adamın hikayesini, aşkını, azmini seviyorum. Giydiği forma da ne olursa olsun, sanırım hep destekleyeceğim onu.

Çoğu kişi kızıyor ona Arjantin forması altındayken. Yok çok bireysel, oynayamıyor, Barcelona dışında iş yapamaz vs... Belki çoğunda sizler haklısınız, bilemiyorum. Yine de Messi'yi ne zaman görsem sahada topla oynarken, gözüme küçücük bir çocuk görüntüsü geliyor. Sanırım o çocuğu bu denli seviyorum ben.

Maça geçersem, 2014 Dünya Kupası başından beri her ne olduysa, şu Arjantinimin maçını adam akıllı izleyemedim. Hep bir aksilik çıktı ve ya maçın ortasında televizyonu açabildim ya da yarısında kapatmak zorunda kaldım. Bu maçta da değişen bir şey yoktu, maç saatinin geldiğini maçın bitmesine 15 dakika kala fark edip koştum televizyon maçına...

Koşmasına koştum da, ağır adımlarla gitsem de pek bir şey fark etmezmiş doğrusu. Yahu resmen ruhum sıkıldı, o 15 dakika geçmez oldu bana. İkinci yarı başladığında, bir tık da olsa heyecanlanabildim. Lakin beni heyecanlandıran Arjantin değil, ataklarla ve çılgıncasına paslarla baskın yapan İsviçre idi. Özellikle de Shaqiri muazzama yakın performansıyla maç boyunca beni en çok etkileyen isim oldu. Kendisi için yapılan "yeni Messi" yakıştırmalarından hiç hoşlanmıyor olsam da, bu akşamki futbolunu takdir etmemem mümkün değil. Bu yakıştırmayı da, içinde "Messi" adı geçtiği için sevmiyor değilim. Ben sadece, kıyaslamalardan hoşlanmıyorum. İlla bir futbolcunun iyi olduğunu insanlara anlatabilmek için, onu bir başkasıyla kıyaslıyoruz. Bu durumda iyiliği falan kalmıyor o adamın. Ciddiyim. Ancak kıyasladığımızın sınırında iyi olabilir, ki bu da her isme haksızlıktan başka bir şey değildir.

Öte yandan maç esnasında gözüme takılan herhangi bir gereksizlik olmadı. Sadece, Ömer Üründül'ün "kaleye atsa gol olurdu" demek için ne kadar ücret aldığını çok merak ettim, hepsi bu.

Neticede, yarın benim doğum günüm. Ve doğum günü hediyem, maç boyunca "di Maria neden böylesin!" diyerek kızdığım adamdan geldi, asisti elbette ki Messi!

Böylece Arjantin, İsviçre'nin uzatma dakikalarında harikalar yaratan ve direncin Allah'ını gösteren performansı karşısında, bireysel gücü ve şansıyla çeyrek finale yükselmeyi başardı. Doğruya doğru, ben sevindim. Lakin futbolcu olsaydım, büyük ihtimalle maç sonu sevinemez ve ağlayan İsviçreli futbolculara sarılırdım.

Sanırım bu yüzden de benim gibi düşünenlerden futbolcu olmuyor.

Eh, uzun lafın kısası tebrikler Arjantin'e, geçmiş olsunlar İsviçre'ye ve iyi ki doğdunlar da bana geliyor! Etiketler: , , , , , , , , , , , ,
Arama terimleri: 2014 Dünya Kupası, 2014 Fifa Dünya Kupası, Arjantin, Arzu Bıçakçı, Barcelona, di Maria, dunya kupasi, gol, gs, İSVİÇRE, messi, ömer üründül, Shaqiri

Kazanan da Üzüyor!

Gönderen Arzu Bıçakçı


Kaybedenlerin iç sıkan ya da kimilerimiz için burkan öykülerine geçmeden evvel, 21 Haziran maç gecesinin kazanan tarafına değinmek istiyorum: Messi!

"Soran olursa Messi attı dersiniz."

Tribünde, klavye başında, stat kenarında, televizyon önü ve karşısında kendisini yuhalayan onlarca kişi vardı taraflı tarafsız. Maç esnasında bu sesleri duyunca, hayli üzüldüm. Elbette ben de herkes gibi, "uzaylı" performansını göstermesini bekliyordum ondan. Yer yer gösterdiği performansı 90 dakika içinde golle tamamlayamayınca, ıslıkların odağı olmaktan öteye gidemedi. Durun, cümleyi toparlıyorum hemen

Gidememişti ki, o muazzam golü geldi. Beni, Dünya Kupasına yeniden bağladı, umutlandırdı, sevdirdi. Tribündeki tosunlar tosunu oğlu da bu etkiyi yaratmış olabilir, bilemiyorum arkadaşlar...


Messi dışında, favori takımlarımdan üçüncüsü olan Arjantin nasıldı?

Vasat. Futbol vasat, istek yok, fazlaca olan kabiliyet kullanılamıyor vs vs... Bir tat eksikliği oldu kesin bu DK takımları arasında. Arjantin, İspanya aksine gruptan çıkarak beni sevindirmeyi, yüzümü güldürmeyi başardı. Lakin bu futbolla, futbolun düşük bütçeli dev takımları karşısında tutunabilmek, hele de final odağına yaklaşabilmek pek mümkünmüş gibi gelmiyor bana.

Erken Ama Haklı Veda: Güle Güle İspanya!


Yılların saygısı vardı içimde İspanya'ya ve onun futboluna karşı. Duyduğum sevgi zaman zaman derinleşerek beni bile şaşırtıyordu. Dile kolay, 6 yılın futbol şampiyonuydu onlar.

2008 Avrupa Kupası şampiyonluğu,
2010 Dünya Kupası şampiyonluğu,
2012 Avrupa Kupası şampiyonluğu,
2014 Dünya Kupası rezaleti.

Sonuç, bir üst paragraftaki fotoğraftaki gibi dramatik oldu işte.
Bana inanır mısınız bilmiyorum ama söylemeden edemeyeceğim. Bana kalırsa, İspanya bu kupayı istemedi. İsteyen adam mücadele etmez mi yahu? Göz göre göre kupaya tutunma şansın ellerinin arasından kayıp giderken, maç çıkışı ağlayarak soyunma odasına gitmenin sana ne faydası olacak sanıyordun?


İspanya, bendeki saygınlığını bir parça da olsa yitirdiği için, çok üzgün ve de kırgınım.
Barcelona'nın çöküşü, ardında milleti takım yıkımını da getirmiş oldu böylece...

Son olarak, yalnızca "devler" ya da favoriler takımları arasından İspanya'nın kaybetmemiş olmasına da sevindim ayrıca. Ona eşliği İngiltere yaptı, çok da güzel oldu.

Ve yine "bana kalırsa" asıl büyüklerin, gerçek Dünya Kupası bu. 
Futbolu seven, az bütçe ve pahalı olmayan isimlerle futbol oynayan, futbola ve emeğe değer veren adamların futbolunu izlemek, birkaç reklam ve markanın arkasına sığınan profesyonelleri izlemekten daha büyük zevk veriyor bana.

Dilerim bundan sonraki günlerde DK daha heyecanlı bir hal alır artık!


Dipnot: Nedense Suarez gol atınca pek bir mutlu oldum. Sormak istediğim şey, gol attıktan sonraki hareketinin anlamı. Bilenlerin paylaşması önemle rica olunur! : )




Etiketler: , , , , , , , , , ,
Arama terimleri: 2014 Dünya Kupası, Arjantin, Barcelona, dunya kupasi, gol, İran, ispanya, messi, Şili, Suarez, Uruguay

Tavan selfie’si

Gönderen Yasemin Yıldırım

Siz asansör aynasından, boy aynasından fotoğrafınızı çeke durun, Chelsea'nin kaptanı John Terry, olaya noktayı koymuş.... İngiliz futbolcu tavan aynasından yatak pozuyla şov yapmış. Etiketler: ,
Arama terimleri: Barcelona, Spor

Fenerbahçe Ülker : 61 – Antalya Gençlik Gelişim : 53 (Küçük Erkekler Türkiye Basketbol Şampiyonası 1.maçı)

Gönderen Mahmut Coşkun


Fenerbahçe Ülker Küçük Erkek Basketbol Takımı, Çanakkale’de düzenlenen Küçük Erkekler Türkiye Basketbol Şampiyonası 1.maçında 5- Ömer Doruk Süder 1 sayı, 7- Alperen Erdoğan Civelek 10 sayı, 8- İsmail Bora Yılmaz 12 sayı, 9- Veysel Metehan Aydın 18 sayı, 11- Efe Ergi Tırpancı,12- Buğrahan Enes Kuruyüz 5 sayı, 13- Teoman Kalay 6 sayı, 14- Tahir Deniz Özüstün,15- Adem Bayrak 9 sayı, 16- Ömer Yenipazar,17- Mert Akyürekli 19- Barış Günday’dan oluşan kadrosuyla Antalya Gelişim Gençlik’i 61-53 mağlup etti.
Etiketler: ,
Arama terimleri: Barcelona, Fenerbahçe Altyapı Takımları maçları (2013-14 sezonu)

"Efsane emekli" Sepp Piontek

Gönderen Celal Umut Eren


A Milli Takım eski teknik direktörü Sepp Piontek Milliyet’in sorularını yanıtladı. Antalya-Manavgat’ta düzenlenen 5. Uluslararası Vodafone Kupası kapsamında gerçekleştirilen etkinliklere katılan Danimarkalı futbol adamı milli takımın başına Fatih Terim’in getirilmesinin isabetli bir tercih olduğunu söyledi.
İlk olarak Fatih Terim ile ilgili sormak isterim. Kendisi 1993 yılında asistanınızdı. Neler söylemek istersiniz Fatih Terim hakkında?
Evet, Fatihle çalıştık. Fatih hakkında son derece güzel duygulara sahibim. Ümit Milli takımdan itibaren görev alıyor. Türk futbolcuların mantelitesini ciddi anlamda etkiledi. Geçmişte birçok futbolcuyu o yıldızlaştırdı. Ümit Milli takımda beraber çalıştığı birçok oyuncuyu A Milli takım seviyesine çıkarmıştı. Bunlardan bazıları; Hakan Şükür, Tugay Kerimoğlu, Abdullah Ercan, Rüştü Reçber. Aslında sadece Milli takımla sınırlı değil, kulüp takımında da bu oyuncuları geliştirdi ve o dönemki başarıları bu sayede kazandı. Galatasaray ile 4 Şampiyonluk ve UEFA Kupası kazanırken, Hakan Şükür, Tugay, Emre Belözoğlu ve Bülent Korkmaz gibi isimler öne çıktı. Ama sanki bazı taraftarlar da kendisinden hoşlanmıyor gibi. Bazı hareketlerini agresif ve biraz abartılı buluyorlar. Ancak oyuncularıyla diyaloğu çok iyi, oyuncuları da onu seviyor. Ben de Fatih Terim'i çok severim.

Dediğiniz gibi hemen hemen bütün oyuncuları Fatih Terim'i çok seviyorlar, hem kulüp takımında hem de Milli takımdaki oyuncuları. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Tabii Fatih Terim birçok başarı kazandı. Sadece kulüp takımında değil Milli takımda da ciddi başarılar elde etti. Çok iyi işler çıkardı bugüne kadar.

Ve Fatih Terim yeniden döndü Milli takıma, neler yapabilir?
Şundan kesinlikle eminim, Fatih Terim, Türkiye'yi EURO 2016'ya götürecektir. Kesinlikle eminim. Eleme grubunu da başarıyla aşabilir, güzel bir grupta yer alıyor. Bunu başarabilecek güçte olduğunu düşünüyorum. Kaliteli oyunculara sahip, ayrıca kendisi de bunu başarabilecek kalitede. EURO 2008 ve EURO 96'ya götürdüğü gibi EURO 2016'ya da götürecektir, bundan eminim. 

Spor Toto Süper Lig'i takip edebiliyor musunuz?
Hayır, maalesef takip edemiyorum. Danimarka'dan zor oluyor. Daha çok Almanya'yı yani Bundesliga'yı izliyorum. Zaman zaman da İngiltere, İspanya ve İtalya'yı takip ediyorum. Fakat ne yazık ki Türkiye'yi takip edemiyorum. Çünkü Danimarka'dan Türk kanallarını bulabilmek çok zor. Birkaç kanal var, onlarda da maçlar yok. Tam olarak ligde neler oluyor bilmiyorum. Ama tabii bazı takımları takip ediyorum. Özellikle büyük takımları biliyorum. Mesela Galatasaray'da bu sezon bazı problemler vardı. Ayrıca Fenerbahçe şampiyon oldu. Onları duydum. Bir de Fenerbahçe'nin şampiyon olmasına rağmen Şampiyonlar Ligi'ne gidemeyeceğini biliyorum. Başkanıyla alakalı bazı problemler var.

Türk futbolcuları izliyor musunuz? Örneğin Arda Turan'ı beğeniyor musunuz?
Bazı isimleri biliyorum. Özellikle Genç Milli takım dönemlerinden tanıyorum. Mesela, Umut Bulut, Selçuk İnan ve tabii ki Arda Turan. Bir de geçtiğimiz günlerde kurşunlanan oyuncu, Gökhan Töre, o da çok yetenekli. Ayrıca Hamburg'da forma giyen Hakan Çalhanoğlu var. Hakan bana göre harika bir oyuncu. Nuri Şahin de var. Bazı oyuncuları Almanya'dan biliyorum bazılarını Türkiye'den.

O zaman Mesut Özil'i beğeniyor musunuz? O da Türk asıllı.
Çok takip etmiyorum Mesut'u. Arsenal'da birkaç maçını seyrettim. Ayrıca Arsenal'da Alman Milli takımında oynayan oyuncular var; Mertesacker ve Podolski gibi. Özel olarak Mesut'a bakmıyorum. Almanya Milli takımında oynayan oyuncuların hepsine bakıyorum. Ayrıca ben artık emekliyim, değil mi? O yüzden takip etmiyorum. 

Bursaspor'da görev yapmıştınız, 1995 yılında. Takip edebiliyor musunuz Bursaspor'u?
Evet takip ediyorum onları. Bu sezon Christoph Daum görev aldı. Hatta ayrıldığını da biliyorum. Onun için Bursaspor'da çalışmak zordu. Bursaspor; Galatasaray, Fenerbahçe ya da Beşiktaş gibi değildir. Orada çalışmak daha zordur. Daum belki Trabzonspor'da çalışsa bile olurdu ama Bursaspor daha farklı. Örneğin başkanlarla hep problemler olur ve hep bir savaş halindesinizdir. En iyi oyuncularınızı büyük takımlara satarlar. Mantelite olarak orası farklıdır.

Bursaspor ile ilgili başka neler düşünüyorsunuz?
Yanlış anlaşılmasın, ben Bursa'yı ve Bursaspor'u çok seviyorum. Şartlar güzel, tesisler güzel, taraftarlar güzel ve stat güzel ancak başkanların mantelitesi biraz problemli, farklı.

3 yıl önce Bursaspor şampiyon olduğunda, Türk futbolu için büyük bir gelişme olmuştu. Şampiyonluğu nasıl yorumlarsınız?
O dönem takımın teknik direktörü Ertuğrul Sağlam'dı. Kendisini çok iyi biliyorum. Harika bir karakteri var. Dürüst bir insan. Bana göre Türkiye'deki en iyi teknik direktörlerden biri hatta Bursaspor'a bugüne kadar gelen en iyi teknik direktör. Ayrıca Ertuğrul Sağlam eski bir futbolcu ve Milli formayı giymiş, Beşiktaş'ta oynamış bir futbolcu. Zor şartlarda çalışmasına rağmen çok iyi bir sonuç aldı. Başardığı iş harikaydı. 

Bursaspor'a yeni bir stat yapılıyor. Adı Timsah Arena. Yeni stada gelmek istiyor musunuz?
Ben Türkiye'ye geliyorum sık sık. Belki biliyorsunuzdur; Kuşadası'nda bir evim var. Bursa'ya da neden gelmeyeyim. Uludağ'ını görmek muhteşem olur. İskender kebap çok lezzetli ve harika. Yeni stadın adı Timsah Arena mı olacak? Tabii neden gelmek istemeyeyim. Güzel olur. 

Dünya Kupası yaklaşıyor. Ne düşünüyorsunuz Brezilya'daki turnuva hakkında?
Brezilya'da 1950 yılında bir Dünya Kupası düzenlenmişti hatırlıyorsunuz. Neredeyse 60 yıl kadar önce. Brezilya en çok kupayı alan ülke, tam 5 şampiyonlukları var. Ama Brezilya'da tek bir final asla unutmaz. O da 1950'de Maracana'da Uruguay'a karşı oynadıkları ve kaybettikleri finaldir. Tam bir travmaydı bu yenilgi onlar için. Çok büyük bir travma. 200 bine yakın insan vardı tribünlerde. Ayrıca 1950'ye kadar Brezilya hiç kupa kazanamadı ve onların ilk finaliydi. Ve şimdi finaller yine Brezilya'da olacak. Bir de benim bir hatıram var Brezilya konusunda. Maracana'da Batı Almanya formasıyla Garrinchalı, Peleli takıma karşı oynamıştım.

Sizce Dünya Kupası'nı hangi takım kazanır?
Brezilya turnuvayı kendi evinde oynadığı için doğal olarak favoriler arasında. Almanya ve İspanya'da bana göre favori takımlardan. Ben bu kupada Arjantin'in de favori olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu yıl bir Afrika takımından devrim yapmasını bekliyorum. Afrika ülkeleri birçok kupaya iyi takımlarla gelmişlerdi ama nedenini bilmiyorum, bir türlü başaramıyorlar, anlayamıyorum. Belki mantelite ile alakalı olabilir. 

Danimarka ile 1986 Dünya Kupası'nda yer almıştınız siz de.
Evet, 1986 Dünya Kupası'nda mücadele etmiştik. O takım çok iyiydi. Danimarka halkı çok severdi. Lakabımız, "Danimarkalı Dinamitler"di. Dinamit gibi bir takımdık. 



Etiketler:
Arama terimleri: Barcelona