Merhaba, FenerTribun.Com Fenerbahçe Taraftar sitesine hoş geldin. Fener Tribun'de Fenerbahçe ile ilgili haberlere ulaşabilir ayrıca Fener Tribun'e kayıt olduktan sonra değerli fikirlerinizi CHAT bölümünde de paylaşabilirsiniz.

PROFESYONEL FUTBOLCU

Gönderen Fener Tribun

yusufdogumgunu PROFESYONEL FUTBOLCU

Kimsenin umrunda olmaması lazım. Yani abartmamak gerek. Yusuf’un çocukken Beşiktaşlı olduğunu kanıtlamaya çalışması kadar sakat bir durum yok bence. Zira bunu kanıtladığı anda bir de yalancı olduğunu kanıtlıyor çünkü Fenerbahçeli olduğunu anlattığı röportajları var. Bir profesyonel futbolcunun yapması gereken tek şey var, oynadığı takımın formasına saygılı olmak. Çünkü o forma için canını verecek olanlar onu tribünde destekleyen. Ve o desteği verenler, formanın içine değil, formaya veriyor desteğini, kazananı, formanın içindekinin performansının belirleyeceğini bilerek.

Yusuf’un siyah beyaz formalı çocukluk fotoğrafları Beşiktaş Dergisi’nde yayınlandı. Kimin eline ne geçti bilinmiyor ama Yusuf’un ufak bir bölümü aşağıda, detayı ise ilgili linklerde olan röportajları, taraftara olan ciddiyetinin futbola olan ciddiyetiyle farklı olmadığını kanıtlıyor.

Hilmi Sever’in röportajıdan bir bölüm aşağıda, tamamı ise linkte.

- Takım arkadaşın Tomas Abraham ile yaptığımız röportajda, “Kaptan Yusuf gibi üstün yetenekli bir oyuncunun Denizlispor’da oynamasına şaşırıyorum. O’nun çok daha büyük takımlarda oynaması lazım” dedi. Bununla ilgili ne söylemek istersin…

- Tomas’a teşekkür ederim, sağ olsun. Bizim takımda oynayan her oyuncu belki hakkettiği yerde değildir. Evet geçmiş dönemlerde Fenerbahçe’de üç üç buçuk sene hizmet ettim, bunun daha uzun olmasını isterdim ama olmadı. Fenerbahçe’de olmaktan çok mutluydum, halen de Fenerbahçeli olmaktan çok mutluyum. Artık futbolumun en olgun dönemlerini ve en çok futbol oynamak istediğim dönemini yaşıyorum. Hem antrenman açısından hem de maçlar açısından. Kendimi çok iyi konsantre ediyorum, bu sezon Denizlispor adına çok daha iyi şeyler yapacağımı düşünüyorum.

Barış Tarık Mutlu’nun röportajından bir bölüm aşağıda, tamamı ise linkte.

- Fenerbahçe senin futbol geçmişinde önemli bir yer tutuyor.

- 1999-2000 yılında Fenerbahçe ile görüştüm ve anlaştım. Sezon sonunda da Aziz Yıldırım’la görüşüp imzamı attım. O sezon şampiyonluk yaşadık. Sözleşmem bittiğinde Beşiktaş gibi büyük takımlardan teklifler vardı. Aziz Yıldırım aradı ve “Seninle devam etmek istiyoruz, gelip boş mukaveleye imza atar mısın?” dedi. Ben de seve seve atabileceğimi belirttim ve sözleşmeyi imzaladım. Fenerbahçe, gençliğimden bu yana tuttuğum, sempati duyduğum takımdı zaten. Orada oynamaktan hep mutluluk duydum.

Cem Kurel’İn röportajından bir bölüm aşağıda, tamamı ise linkte.

- Fenerbahçeli misim?
- Ben Fenerbahçeliyim. Sonuçta ekmeğini yedim, hizmet ettim.

- Daha öncesini soruyorum. Çocukken de Fenerbahçeli miydin?
- Evet evet Fenerbahçeliydim. Seviyordum Fenerbahçe’yi. Ama içine girdikten sonra değerini daha çok gördüm.

- Kaçan şampyonluğa üzüldün mü?
- Tabii ki. Keşke daha önce şampiyon olup gelselerdi Denizli’ye.

Etiketler:

MILICA DABOVIC

Gönderen Fener Tribun


milicadabovic1 MILICA DABOVIC

Takdir ettiğimiz bir ablamız kendisi. Geçen hafta FHM Serbia için soyunduğu haberi düştü gündeme. Yıldırım Demirören delirmiş de ablaya kızmış falan. O da fotoğrafların ve röportajların geçen sene yapıldığını söylemiş. Çok uzatılmadı, kapatıldı konu. Sonuçta çok da rahatsız edici bir şey yok aslında ortada. Zira son yılların trendlerinden birisi başarılı ve güzel sporcu kadınların erkek dergilerine soyunmaları. Olay pornografik değil.

Çok sağlıklı fotoğraflar bulamıyorum açıkçası zira FHM Serbia da wordpress kullanan bir blog. Ayrıca ihtiyacı da yok açıkçası web sitesine, sonuçta bir dergi. Neyse mevzu o değil, konuyla ilgili yeterli fotoğraf bulunamıyordu. Yeterli demekten kastım yüksek çözünürlüklü net fotoğraflar. Sonunda az da olsa net bir fotoğrafı yakaladım :)

Ablamızın neden bu kadar takdir edildiğini anlatan bir fotoğraf. Kendisini ve eğer gerçekse dövmesini tebrik ediyor, bir yıl gecikmeyle de olsa :) yaptığı bu röportaj ve fotoğraf çalışmasını takdir ediyoruz. Yıldırım Demirören’in de geçen yıl yapılmış fotoğraf çekimi yalanına inanmasını da takdir ederek karşılıyoruz yoksa Beşiktaşlı arkadaşlar bu güzellikten mahrum kalabilirlerdi.

Bu arada şubat sayısında Yusuf’un siyah beyaz formalı çocukluk fotoğraflarını yayınlamış Beşiktaş Dergisi. Milica’nın şu meşhur fotoğraflarını yayınlasaydı keşke :)

Etiketler: , , , , ,

Çalgıcı karısı cimbom Best Of Kadıköy

Gönderen Fener Tribun

Bir giriş yapmam gerekirse, müzik ruhun gıdasıdır diye başlamalı bu yazı. Herkesin bir tarzı, sevdiği şarkıları, sanatçıları vardır. Birisi sana “kardeş sen ne dinlersin” diye sorduğu zaman, hoşuma giden her şeyi dinlerim diye cevap verirsen kişiliksiz damgası yemen muhtemeldir. İşte bu yazıda o kişiliksiz tarafından yazılmıştır. Zaten olsa ne fark eder ki, konumuz Kadıköy’de dinleyipte mest olduğumuz şarkılar.


Fenerbahçe Marşı : Kuşkusuz herkesin gönlünde yeri ayrıdır. Viva Espana tartışmalarına hiç girmeden sadece takım sahaya çıkarken “Yaşa Fenerbahçe” kısmında sesin kısılması ve bu kısmı taraftarın haykırması ile farklıdır, öylede devam edecektir.

100. Yıl Marşı : Kıraç’ın besteledeği bu marşı nedense hiç sevemedim fakat milletin çok sevdiği kesin. 100. Yıl’a özel olarak hazırlanan diğer marşlar arasında en adam akıllısı buydu. 100. Yıl boyunca her yerde çalması gerekiyordu nitekim öyle de oldu ama hala çalmaya devam ediyor, çözemiyorum olayı.

Athena- Holigan : İşte budur diyebileceğimiz bir stadyum, maç, futbol şarkısı. Artık nasıl derseniz. Diğer stadyumlarda da söyleniyor olması lazım ama Fenerbahçeli olan Athena’nın bu şarkısı çok güzeldir, bir numaradır. Bir notta kendimden ekleyim, “Yensen yenilsen kalbim hep senle” kısmını senelerce “yarsen” olarak anlamış ve söylemiş olduğumu itiraf etmeliyim.(yarsen ne ulan :) )

Haluk Levent – Sevmek İsterdim : Şarkı güzeldi, sevip kavuşamayan bir genci anlatıyordu fakat şarkıyı bizim için daha anlamlı kılan sevenler ağlarmış demek yerine “cimbombom ibneymiş” diye haykırmamızdı. Uzun zamandır Kadıköy’de yankılanmıyor ya da bana denk gelmiyor.

Ciguli – Çalgıcı Karısı Binnaz : Yine şarkının belli bir yerde kesilmesi sureti ile direkt Galatasaray’a giydirilen bir parça. Genellikle Haluk Levent’ten sonra çalardı, hızını alamayan taraftar kahkahalar eşliğinde Galatasaray’a giydirmeye devam ederdi. Ciguli zaten başlı başına incelenmesi gereken bir arkadaş. Binnaz şarkısına çektği klibi hala gözümün önüne geliyor. 150 kilolouk bir abla, minnacık Ciguli ve kovalama sahnesi. Bu şarkıda ise Çalgıcı karısı Cimbom, Esnaf karısı Cimbom, Kumarcı karısı Cimbom diye devam ederdi, hoş bir anıydı.

Ercan Saatçi –1907 Marşı (Çünkü Fenerbahçeliyiz): Halen çalmakta olan, gol sonrası diye bilinen Çünkü Fenerbahçeliyiz. Şarkının sonu olan sarı lacivert rengimiz, Fenerbahçe her şeyimiz, hiçbirşeye değişmeyiz kısmı zaten yeterlidir. Daha fazlasını aramadan haykırmak gerekir, telefon melodisi olarak idealdir.

Mihriban : Stadyumda çalmasada başlı başına efsanedir, KFY işidir. 2004 Denizli deplasmanı öncesi Pamukkale’de çekilen video ile yerini sağlamlaştırmıştır. Samsun deplasmanında söylenenide plasedir.

Mutlaka unuttuğumuz, atladığımız, bilmediklerimiz vardır. Onlarıda yorum kısmına sizden bekliyoruz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

59 Dk

Gönderen Fener Tribun

Dünyanın en küçük kıtasındaki Grand Slam’de finalin galibi Serana oldu. Rus ve Amerikalı tenisçileri karşı karşıya getiren final beklenen heyecana sahne olmadı ve 1 saat bile sürmeyen mücadeleyi Serana Williams kazandı. Korttaki korkunç halinin resmini koymaya gönlüm el vermediğinden nispeten kadına benzeyen bir görüntüsünü ekledim posta.

Serana William 2 – 0 Dinara Safina
6-0
6-3

Not: Sabah erken uyanamayıp,sonucu öğrenmeden tekrarını bekleyen arkadaşlar varsa maçın kusura bakmasın.

Etiket Yok.

Galatasaray’ın Büyük Transferi

Gönderen Fener Tribun

2002′den bu yana her yeni sezonda sağlıklı bir Hasan Şaş’ın en büyük transfer olduğunu yazar çizer yurdum insanını kandırıp dururlar.Bİr müjde de benden o zaman.Devre arasını boş geçiren Galatasaray’ın yine yeni yeniden en büyük transferi idmanlara başlayan Hasan Şaş oldu.

Etiket Yok.

Davos Fatihiymiş …

Gönderen Fener Tribun


Tayyip Erdoğan heryerde “Davos fatihi” diye lanse edilince aklıma birden Avrupa fatihiymiş Galatasaray bestesi geldi… Sen Irak‘da 1 milyon‘dan fazla insan katledilirken,Filistin‘de onbinler öldürülürken,Gazze‘ye bombalar yağarken neredeydin be “Davos Fatihi”.Neden 29 Mart seçimleri yaklaştığında “Davos fatihi” kesiliyorsunuz birden.Oy toplamak için olmasın yoksa,bozulan imajınızı düzeltmek için olmasın.Bugüne kadar hiç siyaset hakkında yazmadım ama milletin koyun yerine konması gücüme gidiyor.Bu arada bizim blog çok soğuk kömür yollayın.Ayrıca sen “Davos Fatihi”, Avrupa fatihiymiş Galatasaray tezahüratının sonunu biliyorsundur kesin… 29 Mart’da herkez sandık başına.

* One minute one minute daha düne kadar kanki değilmiydi bunlar ? Aşağıda Davos’dan önce Kanki olan Peres ve Sayın Erdoğan’ı görüyoruz.Hatta Abdullah Gül’ü bile görüyoruz.AKP’nin Israil ve Amerika’ya olan yakınlığını gayet iyi biliyoruz.


* Aslanım benim koçum benim işte Türk duruşu diyenler iyi düşünsünler.Sizin gibilerin oyu için yapılmış planlı birşey mi bu ? yoksa harbiden ayarı verdi mi Erdoğan Peres’e ??? Bu sorunun cevabını 29 Mart’da bizler vericez…

Etiketler: , ,

FENERBAHÇE – Bursa ve Kamil Abitoğlu

Gönderen Takipci

Bu maçı teknik olarak yorumlamak yerine Kamil Abitoğlu’nun bu sezon yönettiği 2 maçla ilgili bu sitede yazdığımız yorumlardan birer paragraf ve basında çıkan yazılardan bir buket.. Başka söze gerek yok herşey ortada.

Hacettepe – FENER maçı :

Hacettepe-Fenerbahçe maçında Güiza’nın net golü ofsayt diye iptal edildi. Alex maç boyu dayak yedi ama Abitoğlu seyretti. Kazım ın gollük atağını faul diye kesti. Volkan topa vurduktan sonra rakibin üstüne düştü ama Abitoğlu penaltı ve sarıyı yapıştırdı. Sonra Volkana verdiği 2. sarı tartışılır ama diyelim ki doğruydu, Carlos’a neden 2. yi gösteremedi? Çünkü maçı nasıl katlettiğini biliyordu. Özetle Fener kötü oynasa da sayılmayan golü ve bedava yediği penaltı ile 2-1 kazanacağı maçı Abitoğlu sayesinde 2-1 kaybetti. (takipci.blogspot.com)

6S- Denizli maçı

Ayhan ‘ın rakibin ayağına taban giren hareketine kart vermeyen hakem ya da Mehmet Topal’ın kendisini geçen rakibine arkadan çelme takışına kart göstermeyen hakem ucuz 2 kartla daha 2. yarı başında Denizli’yi 10 kişi bıraktı ve maçı orada bitirdi. İşin ilginci GS 10 kişi kalan rakibi bile yıpratıp dağıtamadı. Son bölümde sakatlık nedeniyle 9 kişi kalan Denizli’ye 4 gol attık diye sevindiler. Şimdi Steau maçında aynı hakem ve rakibi bulmayacakları kesin. Bu oyunla turu geçmeleri mucize olur. (YORUM : nitekim Steau’ ya elendiler takipci.blogspot.com)
________________________________

F.Bahçe, bir penaltıyla, rakibe verilmeyen bir kırmızı kartla çok şey kaybetmeyebilir. Ama Türk hakemliği çok şey yitiriyor. M.Kamil Abitoğlu, Kuddusi Müftüoğlu’nun kuzenidir. Tandoğan kasabı Ali’nin Carlos’a dalışında oyunun ruhunu okuyamadı. Lugano’nun çekilmesi tam Metin Şentürklük’tü. Gördük ki, bu uyku hali onların genlerinde varmış… (Hakan Yaşar – VATAN)
________________________________

Önce hakem Kamil Abitoğlu’na değinmek istiyorum. MHK’nin umut beslediği ve FIFA kokartı taktığı Abitoğlu, sert futbola izin vermesi ve ters fauller çalması yanında iki önemli hata yaptı ki bunlar affedilemez. İlk yarıda Ali Tandoğan’ın Carlos’un dizine attığı kırmızı kartı gerektiren tekmeye sarı kart bile göstermeyerek, sertliğe prim verdi. Mustafa Sarp tarafından ceza sahası içinde formasından çekilerek yere indirilen Lugano’ya yapılan penaltılık hareketi seyretti. Bu suretle, Trabzonspor maçından sonra net bir penaltısından daha oldu Fenerbahçe (Necati Bilgiç – FOTOMAÇ)
________________________________

Sen Kamil olabilirsin ama hakemliğin tartışılır
Biz bu maçta hakemi konuşmayacağız da neyi konuşacağız? İlk yarıda bir kırmızı kart, bir penaltı vardı. Sarı Lacivertlilerin sakat vermemeleri bir mucize. Sanki zaman tünelinden geçmişte Haluk Ulusoy döneminde bir maç seyrediyorduk.
Böyle bir hakem Türk futbolunun yüzkarasıdır. Çünkü yaptığı hatalar Fenerbahçe’nin bir gol yemesi veya maçı kaybetmesi sonucundan daha çok futbolcuların ayağının kırılmasıyla bile sonuçlanabilirdi.
Roberto Carlos’un dizine atılan tekme daha genç ve tecrübesiz bir futbolcuya atılsaydı bacak ikiye ayrılırdı. Carlos bile bütün tecrübesine rağmen kendini tam anlamıyla kurtaramadı. Tek o mu, Colin Kazım kendine yapılan fauller yüzünden bütün ilk yarı ve maçın ikinci yarısının ilk çeyreğinde ayağını topa dokundurmaktan korktu. Dokundurduğunda da onu yere serdiler. Ve bizim felaket hakemimiz Kamil Habitoğlu çok bilmiş bir şekilde devam devam işaretini gösterdi.
Allah bizi bu tür hakemlerin kendini tatmininden korusun. Lugano ceza alanının içinde, bir bakıyoruz forması lastik gibi arkaya doğru uzamış. Bizim kara gömlekli çok iyi biliyor ya futbolu yine devam devam. İnanın Fenerbahçe’nin stadında bu hakem kadar çok küfür yiyen ne bir takım ne de hakem gördüm. Bu maçtaki performansıyla ne puan alacak merak ediyorum. (Serdar Akbıyık STAR)

________________________________

Maçın hakemi Kamil Abitoğlu, Lugano‘nun rakip ceza sahasında formasından çekilip, indirildiği pozisyon dışında kusursuz bir yönetim gösterdi. Ama o pozisyonda, tribündeki binlerce insan gibi ben de “F.Bahçe’nin penaltı kazanması için futbolcusunu yaka paça indirmek mi gerekir?” diye sordum. (Hasan Sarıçiçek – TÜRKİYE)
________________________________

Attila İyitanır GÜNEŞ)İki hatada hakem bitti
Hakem konusundaki yorumlara yasaklar RTÜK kapsamındakilere. Hoş bizim de hakaret edici bir uslübumuz olamaz. Dün geceki maçın hakemi Kamil Abitoğlu ilk dakikalarda kontrolu kaybetti ve neyse ki bir sakatlık yaşanmadan ilk yarı bitti. Ali Tandoğan’ın Roberto Carlos’un dizine bir tabanı var ki bakamazsınız. En azından bu tabanın cezası sarı karttır. Devam. Sonrasında yapılan faulleri ve de itirazları görmedi. Görmediği en önemli diğer pozisyon ise Lugano’ya 34. dakikada Tuna tarafından yapılan penaltı. Lugano’nun lastik gibi uzayan forması ve de normal dışı düşüşü bile hakemde merak uyandıırmadı. Böylesine bir hata yapılır mı? Hadi göremedin önün kalabalıktı, yan hakemlerin neyi seyrediyor? İkinci yarıda Eren’in gelişine vuruşunda Gökhan Gönül’ün ellerine çarpan top elle oynama değildi, sadece yüzünü korumaya çalışıyordu.

________________________________

Kafama takılan sorular da olmadı değil. Örneğin, Alex ile Edu her seferinde beraber mi sakatlanıp iyileşiyorlar? Yoksa ben mi şüpheciyim!.. Peki Lugano’nun forması kalyon yelkeni gibi çekilirken niye penaltı verilmedi? Ya da Roberto Carlos’un dizine basılan taban kırmızılıkken niye sarılık bile geçirmedi? Üçbucukuncu dakikadan başlayarak topu pelte gibi yavaşlatan kaleci Ivankov neden hiç uyarılmadı? Ama neme lazım. Babalar geçen hafta eleştiriler için zılgıtı geçtiler. İşin ucu bize dokunmasın da boşverin. (Onur Belge – BUGÜN)
________________________________

Hakem Mustafa Kamil Abitoğlu Ali Tandoğan’ın Carlos’u biçmesini, ardından da Tuna’nın ceza sahası içinde Lugano’yu düşürmesini es geçti. Yahu bir futbolcuya kart göstermek için illa küfür yemek mi gerekiyor? Bu kadar olmaz! (Emre Bol – FOTOMAÇ)
________________________________

Futbol; erkek oyunudur, sert oynanır anladık tamam da Ali Tandoğan’ın, Roberto Carlos’un direk dizine indirdiği tekmenin mantıklı bir açıklaması olduğunu kabul etmiyorum. Ali, Carlos’u bir tekmeyle yere seriyor ancak ne hikmetse Abitoğlu sarı kart bile göstermiyor. Lugano’nun ceza sahası içinde formasından çekilip yere indirilmesinin penaltıdan başka açıklaması yok. Ama Abitoğlu’nda tık yok. (Yasemin Yıldırım – BUGÜN)
________________________________

Kamil Abitoğlu’nun ilk yarının başlarında Ali Tandoğan’ın Carlos’a bastığı tekmeyi ve 32. dakikada Lugano’nun formasından çekilerek düşürülmesini sadece seyredip kartsız ve cezasız bırakmasını ise ayıpladığımı da belirtmeden geçemeyeceğim. (Haşim Şahin – FOTOMAÇ)
________________________________

Maçın hakemi Kamil Abitoğlu ilk yarıda, Ali Tandoğan’ın R.Carlos’un dizine attığı kırmızı kartlık tekmeyi süzemediği gibi Tuna Üzümcü’nün ceza sahası içerisinde Lugano’nun formasına arkasından çektiği penaltılık pozisyonu da es geçti.(Şekip Hazar – YENİÇAĞ)
________________________________

Mustafa Kamil Abitoğlu az düdük çalarak ikili mücadelelere müsaade etti. Böylece oyuna hız ve tempo kazandırmak isterken biraz abarttı. Vermesi gereken faulleri vermedi, göstermesi gereken kartları kullanamadı, olmayan pozisyonlara ise faul çaldı.Ali Tandoğan’ın Roberto Carlos’a topsuz yaptığı sakatlayıcı hareketin karşılığında kırmızı kart göstermesi gerekirken, sarı kartına bile başvurmaması ilginçti. Fenerbahçe’nin kullandığı köşe vuruşunda, topa doğru koşan Lugano’yu formasından çekerek tutan Tuna’nın hareketine penaltı verip, sarı kart çıkarmalıydı. Sercan ceza alanına girmek üzereyken, yerde Önder Turacı’nın topu koluyla engellediği pozisyonda serbest vuruşu verip, Önder’e sarı kart göstermeliydi. Deneyimine, sakin ve kendine güvenen görüntüsüne, oyuncuların iyi niyetine rağmen, faul ve kart uygulamalarında çelişkili kararlar veren Abitoğlu’nun yönetimi, Fenerbahçe kazanmasaydı çok tartışılırdı. (Metin Tokat – MİLLİYET)

free online dictionary page

Etiketler: , , , , , , , , , ,

FENERBAHÇE – Trabzon + Bünyamin Gezer

Gönderen Takipci

Bünyamin Gezer tempolu maç yönetme hevesiyle Fenerbahçe’nin dayak yemesine resmen göz yumdu. 60 küsürde Hüseyin artık yeter dedirtinceye kadar Alex’i resmen dövdü. Ama hakem anti futbola prim tanımakla, tempolu maç yönetmek arasına sıkışmıştı bir kere. Selçuk’a hiç olmadık yerde üstelik faul bile yokken sarı kartı gösteriverdi ama Serkan Balcı arka arkaya yaptığı pek çok faulden kartsız sıyrıldı. İnsanın aklına acaba Serkan aynı faulleri Fenerde oynarken yaptığında neler oluyordu? Sorusu geliyor. Tabii ki yanıt belli kartları görüveriyordu. Tıpkı Tomas, Servet gibi GS ye gidince rakiplerini açıkça döven topçuların (futbolcu demeye dilim varmıyor) Fenerde gördükleri kartların yarısını bile görmemeleri gibi. Song, Carlos’u dirseğiyle fırlattı attı ama Fenere penaltı verilmez kuralı burada da işledi. Bol pozisyonlu, tempolu ve kıran kırana maçta bu nüanslar maçı Fener lehine çevirmeye yeterdi de artardı bile. Ama hakem buna izin vermedi, giden Fenerin 2 puanı oldu.
Fenerbahçenin mücadeleci futbolu sezonun 2. yarısı için olumlu ışık verdi diyebiliriz.

free online dictionary page
free online dictionary
Etiketler:

Fenerbahçe Ülker: 48 – CSKA Moskova: 66

Gönderen Fener Tribun


Euro League Top 16′da H Grubu’ndaki ilk maçında son şampiyon CSKA Moskova’yı konuk eden Fenerbahçe Ülker, salondan 66-48′lik skorla yenik ayrıldı.
Basketbolda ULEB Avrupa Ligi 2. Tur (Top 16) (H) Grubu’ndaki ilk maçında Rusya temsilcisi CSKA Moskova ile karşılaşan Fenerbahçe Ülker, sahaya Mirsad Türkcan’dan yoksun çıktı.

Gıda zehirlenmesi geçiren oyuncumuz Mirsad, CSKA Moskova maçı kadrosuna alınmadı. Çok su kaybı yaşayan deneyimli oyuncuya serum verildiği ve tedavisinin sürdüğü bildirildi.

Fenerbahçemizde, Mirsad’ın yanı sıra sakatlıkları bulunan Ömer Aşık, Enes ve Can Maxim de kadroda yer almadı.

-GIRICEK İLK KEZ OYNADI-
Fenerbahçemizde sakatlığı nedeniyle bu sezon ULEB Avrupa Ligi maçlarında forma giyemeyen Gordon Giricek, CSKA Moskova maçı kadrosunda yer aldı.

Hırvat oyuncumuz, CSKA Moskova karşısında ilk periyodun bitimine 1 dakika 55 saniye kala oyuna girdi. Giricek, ULEB Avrupa Ligi’nde ilk kez forma giymiş oldu.

Salona gelen Fenerbahçeli taraftarlarımız, karşılaşmada takımımızı coşkuyla desteklediler.

FENERBAHÇE ÜLKER: 48 – CSKA MOSKOVA: 66

SALON: Abdi İpekçi Spor Salonu

HAKEMLER: Juan Carlos Mitjana (İspanya), Milivoje Jovcic (Sırbistan), Eddie Viator (Fransa)

FENERBAHÇE ÜLKER (48): Marques Green (2 top çalma, 1 asist), Ömer Onan 3 (4 top çalma, 1 asist), Rasim Başak 3, Semih Erden 8 (11 ribaund, 2 top çalma, 2 asist, 1 blok), Gordan Giricek 13 (2 ribaund), Damir Mrsic 5 (3 ribaund, 2 asist), Gasper Vidmar 5 (7 ribaund, 1 asist, 1 top çalma), Oğuz Savaş 6 (3 ribaund, 2 asist), Devin Smith 4 (1 ribaund, 1 asist), Emir Preldzic 1 (1 ribaund)

CSKA MOSKOVA (66): Nikos Zisis 4 (4 ribaund, 1 asist), Ramunas Siskauskas 14 (1 ribaund, 2 asist), J.R Holden 7 (5 asist), Erazem Lorbek 7 (9 ribaund, 2 asist), A. Vorontsevich, Trajan Langdon 2 (2 ribaund, 2 top çalma), Sasha Kaun, Viktor Khryapa 11 (6 ribaund, 2 asist), Zoran Planicic 9 (2 asist), Terence Morris 12 (10 ribaund, 1 asist)

1.PERİYOT: 12-20
2.PERİYOT: 13-21
3.PERİYOT: 13-8
4.PERİYOT: 10-17

Mücadeleye hızlı başlayan CSKA Moskova, Ramunas Siskauskas’ın üçlüğü ardından da Terence Morris’in smacı ile skoru 0-5′e getirdi. İlk basketini Devin Smith ile bulan Fenerbahçe Ülker 2. dakikayı 2-5′lik skorla geçti. Ramunas Siskauskas ve Viktor Khryapa ile üçlükler bulan Rus temsilcisi, J.R Holden ile de serbest atış çizgisinde sayı bularak 0-7′lik seri yakaladı (2-12). Rasim Başak’ın üçlüğü ile bu seriye son veren Fenerbahçemiz, Devin Smith’in turnikesi ile skoru 7-12′ye taşıdı. Ramunas Siskauskas ve Viktor Khyrapa ile basketler bularak üstünlüğü koruyan CSKA Moskova 6. dakikayı 9 sayılık avantaj ile geçti (7-16). Oğuz Savaş ile serbest atış çizgisinden sayılar bulan Fenerbahçe Ülker, Damir Mrsic ve Gordan Giricek ile de skor üretti. İyi savunma yapan ve Rus ekibe sayı şansı vermeyen temsilcimiz 9. dakikaya 12-18′lik skorla girdi. Konuk ekip ilk periyodu 12-20 önde tamamladı.

İkinci periyoda Damir Mrsic’in turnikesi ile başlayan Fenerbahçe Ülker farkı 6 sayıya indirdi. Terence Morris’in üçlüğü ve Ramunas Siskauskas’ın sayıları ile farkı koruyan CSKA Moskova karşısında temsilcimiz Gordan Giricek ile basket buldu. Ancak Terence Morris ve Trajan Langdon ile skor üretmeye devam eden Rus ekip farkı açarak skoru 16-29′a getirdi. Skor üretmekte zorlanan Fenerbahçe Ülker potasında Nikos Zisis ve Terence Morris ile basketler bulan konuk ekip 15. dakikayı 16-34′lük skorla geçti. Gordan Giricek ile uzun süren suskunluğunu bozan Fenerbahçe Ülker, Gasper Vidmar ile de boyalı alandan sayılar bularak ilk yarının son 3 dakikasına 20-34′lük skorla girdi. Savunmasını da sertleştiren takımımız, Gordan Giricek’in basketi ile farkı 12′ye indirdi. Erazem Lorbek’in üçlüğü ve J.R Holden’ın turnikesi ile farkı korumayı başaran CSKA Moskova skoru 22-39′a getirdi. Gordan Giricek’in üçlüğüne J.R Holden’ın son saniyede basketi ile karşılık veren konuk ekip soyunma odasına da 25-41 önde girdi.

İkinci yarıya J.R Holden’ın basketi ile başlayan CSKA Moskova skoru 25-43′e taşıdı. Ömer Onan ile serbest atış çizgisinde 2′de 1 isabet ile oynayan Fenerbahçe Ülker, Semih Erden’in boyalı alandaki sayıları ile farkı 15′e indirdi (28-43). Savunmasını sertleştiren takımımız, Semih Erden’in boyalı alandaki basketi ile 25. dakikayı 30-43′lük skorla geçti. Damir Mrsic’in serbest atış çizgisindeki sayıları ile temsilcimiz, Gasper Vidmar ile de boyalı alanda basket bularak farkı tek hanelere indirdi (34-43). Uzun süren suskunluğunu Zoran Planicic’in üçlüğü ile bozan CSKA Moskova 29. dakikaya 35-47′lik skorla girdi. Son dakikada Fenerbahçe Ülker, Oğuz Savaş ile serbest atış çizgisinde kullandığı 2 atışı da sayıya çevirdi. Son periyoda CSKA Moskova 38-49′luk skorla önde girdi.

Final periyoduna Gordan Giricek’in basketi ile başlayan Fenerbahçe Ülker, 31. Dakikayı 40-49′luk skorla geçti. Zoran Planicic ile üst üste 5 sayı bulan CSKA Moskova ise farkı tekrar çift haneli sayılara çıkardı (40-54). Nikos Zisis ve Viktor Khryapa ile üst üste basketler bulan CSKA Moskova, Oğuz Savaş’ın sayılarına ise Terence Morris ile yanıt verdi (42-61). Semih Erden ile sayılar bulan Fenerbahçemiz, Ramunas Siskauskas ve Viktor Khryapa’yı durdurmakta zorlandı. Normal sürenin son 2 dakikasına 18 sayılık fark ile önde giren CSKA Moskova farkı korudu ve sahadan 48-66 galip ayrıldı.

Etiketler: , , ,

Deli Bir Ablamız

Gönderen Fener Tribun

…Katie Smith

Kendisini izleme şerefine Salı akşamı Caferağa’da Lotos maçında eriştim. Şerefine diyorum çünkü gerçekten büyük basketbolcuymuş bu ablamız. Transfer olduğu zaman çıkan haberlere bakınca biraz şişiriyoruz gibi gelmişti fakat fena halde yanılmışız.

Lafın özü şudur; gidin bu ablamızı izleyin, izlettirin.

Etiket Yok.